KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7220 E., 2010/8871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
339 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 17.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.03.2010 tarih ve 2009/773 - 2010/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların sahip ve işleteni olduğu otobüste yolculuk yaptığı sırada oluşan kaza sonucunda müvekkillerinin yaralandığını ileri sürerek, davacı ... için 30.000 YTL, ... için 15.000 YTL, ... için 5.000 YTL manevi, ... için 1.000 YTL maddi tazminatın tahsilini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için maluliyet zararı ve bakıcı giderleri tazminatı talebini 163.290.67 YTL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların bağlı bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumundan tedavi gideri ödenmiş olması gerektiğini, maluliyetin de ispata muhtaç olduğunu, sigorta şirketlerinin de ödeme yaptığını, istenen tazminat tutarlarının fahiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalıların işleteni oldukları araçta yolculuk yapan davacıların meydana gelen kazada yaralandıkları, davacı ...’in %95 oranında çalışma gücünü kaybettiği, maddi ve manevi zararlarının doğduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 153.108,23 TL maddi ve 20.000 TL manevi, davacı ... için 10.000 TL ve diğer davacı için 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekil ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davanın velayeten ... için de açılmış olmasına, esasen bu davacı için de hüküm kurulmuş olmasına, her ne kadar gerekçeli kararda anılan davacıdan bahsedilmemiş ise de bu durumun maddi hatadan kaynaklandığının anlaşılmasına, anılan yanlışlığın her zaman mahal mahkemesince düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, davacılar vekili ile davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7220, K. 2010/8871, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama