KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/733 E., 2011/17563 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/10/2009 tarih ve 2008/216-2009/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20/12/2011 gününde davacılar avukatı ....ile davalılar avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili müvekillerinin davalı şirket ortakları olduklarını şirket ana sözleşmesinin 8.maddesinde şirket kurucularının hisse paylarının devrinde önalım hakkı olmasına rağmen davalı ... tarafından diğer davalı ...'a ana sözleşmeye aykırı olarak 1 adet payın devredildiğini,görev süresi üç yıl olan yönetim kurulunun görev süresi henüz dolmadan yapılan seçimle ...'ın şirket yönetim kuruluna seçildiğini,yine yönetim kurulu kararıyla tek taraflı olarak bütün yetkilerin davalılardan ...'a devredilmesinin de geçersiz olduğunu ileri sürerek söz konusu işlemlerin yoklukla malül olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili süresinde açılmayan iptal davasının reddinin gerektiği,genel kurul kararlarının iptali istemiyle açılan böyle bir davanın gerçek kişilere yöneltilemeyeceğini,yapılan iş ve işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia,savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre,...'ın 1 adet payını ...'a devrinin şirket yönetim kurulunca pay defterine kaydedildiği,bu durumda ...'ın payını diğer ortaklara teklif etmeden devrinin ancak borca aykırılık oluşturduğu,bunun yaptırımının ise payın devrinin geçersizliği olmayıp diğer
ortakların bundan bir zararı varsa uğranılan zararın tazmini şeklinde olacağı,diğer işlemlerde de bir usulsüzlük bulunmadığı,davalı şirket yönetim kuruluna husumet yöneltilemeyeceği gerekçeleriyle,davalı şirket yönünden açılan davanın husumet,diğer davalılar hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve şirket anasözleşmesinde paydaşlardan birinin şirket pay senetlerini satmak amacıyla devretmek istediği takdirde ,eski ortağa satışa çıkarılan payları almakta bir öncelik hakkı tanımışsa da anasözleşmede mevcut paydaşa tanınan bu hakkının TTK'da düzenlenmemiş bulunmasına,söz konusu hakkın TMK'da düzenlenen önalım hakkıyla benzerlik arz etmesine,taşınmaz mallarda önalım hakkını düzenleyen TMK'da mülkiyet hakkını sınırlayan ve sözleşmeden doğan önalım hakkı ancak tapu
siciline şerh verilmesi halinde 3.kişilere karşı ileri sürülebilmekte ise de,menkul niteliğinde olan şirket pay senetlerinin satışında bir ön alım hakkı niteliğindeki bu sözleşmenin 3.kişileri de bağlayacak şekilde ticaret siciline şerh verilmesini sağlayacak bir yasal düzenleme bulunmamasına,böyle bir hükmü içeren şirket ana sözleşmesinin ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmesinin de mülkiyet hakkını sınırlayan bir hüküm içermesi nedeniyle bu fonksiyonu taşımayan sicil yönünden sonuç doğurmasının da mümkün olmamasına,bu durum karşısında anasözleşmede yer alan ve bir nevi önalım hakkı benzeri olan bu hükmün satışın gerçekleşmesi halinde
paysenetlerini devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinin kasıtlı bir eylemiyle bu satışın gerçekleştirilmesinde bizzat rol oynaması halinde haksız fiil hükümlerine göre bu satışın iptal ettirilmesinin mümkün bulunmasına,somut olayda payı devralanın kasti hareketinin varlığının ispat edilememesine,aksi halde eski paydaşın satış sebebiyle malik olan yeni pay sahibine karşı bir talep hakkınının bulunmayacak olmasına,sadece sözleşmenin kendisine sağladığı kişisel hakka dayanarak sözleşmeye aykırı davranarak payını devreden eski paydaşa karşı zarar giderim isteminde bulunabilecek olmasına,gündemde yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi
maddesinin yer almasının eski yönetim kurulu üyelerinin azlini de kapsamasına,davada şirketi temsilen yönetim kurulunun gösterilmesinin gerçek hasmın şirket olması nedeniyle yerel mahkeme gerekçesinin aksine şirket hakkındaki davanın husumetten reddedilmesini gerektirmiyor ise de sonucu itibarıyla davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmesine göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/733, K. 2011/17563, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama