KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7592 E., 2010/9449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.02.2008 gün ve 2000/625-2008/34 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.01.2010 gün ve 2008/8910-2010/116 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan THY.nın 6623 sayılı yasa ile özel hukuk hükümlerine bağlı olmak koşulu ile kurulmuş bir AO olduğunu, bu ortaklığın 233 sayılı KHK. ile KİT haline getirildiğini, bu haliyle dahi gerçek ve tüzel kişilerin ortaklık paylarının anılan KHK. nın 38/son ve 4046 sayılı yasanın 37 ve geçici 2. maddesi uyarınca saklı tutulduğunu, ancak açıklanan özelleştirme işlemleri yapılırken THY. daki hazine payları dışındaki gerçek ve tüzel kişilere ait payların hiç yokmuş gibi hazine tarafından sahiplenildiğini, bu bağlamda müvekkilinin ortaklığın en eski ortaklarından olmasına,
bu ortaklığın 600 adet payına ve bu payları temsil eden muvakkat ilmühaberlere sahip bulunmasına rağmen müvekkiline ait paylarında inkar ve ret yoluna gidildiğini, son birkaç yıldır genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, ortaklık başvurusuna ilişkin başvurudan bir sonuç alınamadığını, hazineye ait payların diğer davalıya geçtiğini ileri sürerek, şimdilik müvekkilinin en az 600 pay miktarında pay sahibi olduğunun tespitine, davalıların muarazasının önlenmesine,
tespit edilen pay miktarının THY. pay defterine aynen ve hükmen tesciline, kar paylarının ve pas bilet uygulamasından yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan THY.A.O. vekili, müvekkili ortaklığın sermayesinin tamamının devlete ait bir kamu iktisadi kuruluşuna dönüştürüldüğünü ve özel şahısların hissedarlık sıfatının ortadan kalktığını, hisse miktarının ortaklık pay defterine kaydedilmesi için hisse senetlerinin nama yazılı olması gerektiğini, oysa mevcut sermaye yapısı içerisinde davacı ait nama yazılı hisse senedinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı vekili, davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı ortaklığın 1984 yılında yapılan yasal düzenlemeler sonucu bir kamu iktisadi teşebbüsü haline getirilmeden önceki sermaye yapısını temsil ettiği, yapılan yasal düzenlemeler uyarınca sermaye yapısının değiştirildiği, THY sermayesinde bugün itibariyle davacının dayandığı nitelikte özel şahıs hisselerinin bulunmadığı, bu durumda davacının yasal değişikliklerden önceki sermayeyi temsil eden hisse senedinin davalının hali hazırdaki sermayesini temsil etmediği,
yasal değişikliklerden sonra davalı Kurum' un sermayesi ve ortaklık yapısının değiştirildiği anlaşıldığından davacının sahibi olduğu ilmühaberlere dayanarak ortaklığın tespitini istemesi mümkün olmadığı, ancak anılan hisse senedi yapılan yasal değişiklikler sonucu kimin payını oluşturmuşsa ya da anılan hisselerden kim yarar sağlamışsa ona karşı tazminat isteminde bulunması mümkün olup bu davada da tazminat istenmediğinden iş bu tespit istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı vekilinin son oturumda edaya yönelik bir istemin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş,
kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.01.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7592, K. 2010/9449, 30 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama