KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7752 E., 2012/9905 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2010 tarih ve 2005/209-2010/42 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.06.2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.09.1972 tarihinde Genel Sigorta A.Ş.’ye hayat grup sigortası yaptırdığını, primlerini de maaşından kesinti yapılması suretiyle düzenli olarak ödediğini, davalı şirkete başvurduğunda 1992 yılında emekli olduğunu ancak başvuruda bulunarak parasını almadığı için alacağının Merkez Bankasına devredildiğinin bildirildiğini, müvekkiline bir bildirim yapılmadığı için haberinin olmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla açılan davada 5.100,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile dava değeri 44.318,66 TL artırılarak toplam 49.418,66 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 22.08.1972 başlangıç tarihli sözleşmenin 20 yıl meri kaldıktan sonra 22.08.1992 tarihinde sona ererek yasa gereği 10 yıllık bekleme süresi de dolduktan sonra süre sonu tazminatının 2003 yılında Merkez Bankasına devredildiğini, yatırılan prim ile müvekkilinin hiçbir ilgisinin kalmadığını, ayrıca talep edilen tazminatın da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı sigortadan hayat sigortası sözleşmesi ve TL cinsinden güncellenmiş bilirkişi raporu ile 49.418,86 TL alacağının bulunduğu sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hayat sigortası poliçesi uyarınca yapılan ödemeler sonucu süre bitiminde hak edilen tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının davalıdan hayat sigortası sözleşmesi kapsamında TL cinsinden güncellenmiş 49.418,86 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.
Dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü ile davalı ... şirketi arasında akdedilen “Hayat Grup Sigorta Anlaşması”na göre davacı personele anılan sözleşmedeki menfaatler sağlanmıştır.Bu hususta taraflar arasında bir çekişme sözkonusu değildir.Davanın dayanağını oluşturan poliçe 1972 başlangıç tarihli olup, 20 yıl yürürlükte kaldıktan sonra 1992 senesinde sona ermiştir.Bu itibarla mahkemece davacının hak ettiği süre sonu tazminatının tespit edilerek hüküm altına alınması gerekmektedir.
Mahkemece davacıya süre sonunda ödenecek 3.540,00 TL miktarın dava tarihi olan 24.03.2005 tarihi itibariyle TÜFE, USD, TL mevduat, USD mevduat ve Altın esaslarına göre yapılan hesaplamalar sonucu ulaştığı değerlerin alınan ortalamasına göre bulunan 49.418,86 TL’ye karar verilmiş olup,
bu hesaplama yöntemine davalı tarafından itiraz edilmiştir.Davacının tazminat isteminin hayat sigortası sözleşmesine dayalı olmasına göre süre sonunda hak ettiği tazminat miktarının öncelikle bu sözleşme koşulları uyarınca hesaplanması gerekmektedir.Bu nedenle de davalıdan anılan sözleşme uyarınca ödenecek tazminatın hesaplanabilmesi için gerekli sözleşme ve ek sözleşme şartlarına ilişkin tüm hükümlerin okunaklı ve anlaşılır örneklerinin dosyaya sunulmasının istenmesine,
bu husus yerine getirildikten sonra hayat sigortası sözleşmeleri ve buna ilişkin mevzuat konusunda uzmanlığı bulunan bilirkişi veya bilirkişi kurulundan sözleşme hükümleri, bu hükümlerin atıfta bulunduğu mevzuat hükümleri ile sözleşmede belirtilen hesaplama yöntemine göre davacının hak ettiği süre sonu tazminatının hesabı konusunda gerekçeli, yasal ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre davacının hak ettiği tazminatın hüküm altına alınması gerekirken,
bu hususlar üzerinde durulmadan ve davalının bu husustaki itirazları karşılanmadan anılan hususta ne şekilde uzman olduğu anlaşılamayan mali müşavir bilirkişiden alınan rapor esas alınarak dava tarihine göre güncelleme yapılmak suretiyle bulunan miktarın hüküm altına alınması sonucu somut olayda ve uyuşmazlıkta uygulama yeri olmayan hesaplama yöntemine göre bulunan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7752, K. 2012/9905, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama