KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8081 E., 2012/1547 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.03.2010 tarih ve 2007/356 - 2010/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 28.08.2006 tarihinde müvekkilinin davalı bankanın Sarıyer Şubesindeki hesabından, bilgisi ve onayı dışında internet üzerinden altı ayrı EFT yolu ile üçüncü kişiler hesabına 46.650 TL aktarıldığını, bunun 9.500 TL'si üzerine bloke konularak bilahare savcılığın yazısına istinaden müvekkilinin hesabına iade edildiği, davalı bankanın talep edilmesine rağmen bakiye miktarı karşılamayı kabul etmediğini, gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalının kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin hesabından bilgisi dışında çekilen 37.150 TL nin olay tarihinden itiaren en yüksek faizi ile birlikte, iade olunan paranın iade tarihine kadar işleyen faizinin ve olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin intermet bankacılığı sisteminde her türlü güvenlik önleminin alındığını, şifrenin korunmasının müşterinin sorumluluğunda olduğunu, davacının bankacılık hizmetleri sözleşmesine aykırı olarak şifre bilgilerinin üçüncü kişilerin eline geçmesine neden olduğunu, zararın oluşmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; aksi yöndeki bilirkişi görüşlerine nazaran, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar alınan bilirkişi raporlarında davacıya belli oranlarda kusur izafe edilmiş ise de, usulsüz çekilen paranın doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğu, davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, kusurun tamamının davalıda olduğu gerekçesi ile,
davanın kısmen kabulüne, 37.150 TL'nın olay tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki yasal faizi ile birlikte ve sonradan iade edilen 9.500 TL nin iade tarihine kadar işlemiş faizi olan 1.394,83 TL nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bu olay nedeniyle elem ve ızdırap duyduğuna kanaat getirilmediğinden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı; taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıda (2) nolu bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; davacı dava dilekçesinde "mevduata uygulanan en yüksek faiz" demek suretiyle ticari faiz talebinde bulunduğuna ve davalının sıfatına göre mahkemece avans oranı nispetinde temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca kararın düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8081, K. 2012/1547, 8 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama