KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8332 E., 2010/9870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.02.2006 gün ve 2002/658-2006/82 sayılı kararı bozan Daire’nin 22.02.2010 gün ve 2008/10771-2010/2015 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait 1 bloktan oluşan 10 adet dairenin kiralanması konusunda 21.12.2001 tarihinde ön sözleşme imzalandığını, ön sözleşmenin 2.maddesinde davalının taşınmazın kiralanmasında hak sahibi olduğu ve kira süresi boyunca müvekkilinin kullanımına sunmak konusunda yetkin olduğunu beyan ve taahhüt ettiğini, yine 9. madde ile bu sürede taşınma, başkasına kiralamama, devretmeme ve satmamayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazın projelendirme çalışmalarına başladığını, depreme dayanıklılığın tetkiki için ve elektrik tesisatı ve diğer projeleri hazırlattığını,
bu kapsamda yapılan çalışmalar karşılığında Tem Mühendislik Şirketi’ne 11.770.500.000 TL, ... Mekanik Yapı End. Ltd. Şti.’ne 8.260.000.000 TL ve...
End.Elektrik Ltd.Şti’ne 7.080.000.000 TL olmak üzere toplam 27.110.500.000 TL ödediğini, ancak dava konusu taşınmazın 1, 2, 3, 4 nolu bağımsız bölümlerinde ipotek bulunduğu ve satışa arz prosedürünün devam ettiğini, 5, 6, 7, 8, 9, 10 nolu bağımsız bölümlerin ise mülkiyetinin davalıya ait olmadığının öğrenildiğini, ön sözleşme ile müvekkilinin irade fesadına uğratılması nedeniyle hükümsüz olduğundan 06.06.2002 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, mecur için müvekkilinin yaptığı masraftan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek,
27.110.500.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, MK’nun hükümleri uyarınca tapu kayıtlarının kamuya açıklığı ilkesi bulunduğunu, davacının tapu kaydındaki hususları bilmediğini ileri süremeyeceğini, önsözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi için müvekkilinin taşımazın maliki olması ve taşınmazın ipotekten ari olması gerekmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme bir önsözleşme olup müvekkilinin yüklendiği borçlarını asıl sözleşme tarihi olan 01.04.2002 tarihinde yerine getireceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin borçlarını ifa açısından temerrüde düşmediğini, taraflar arasındaki ilişkiyi kuran emlak ofisinin taşınmazın durumunu davacıya bildirdiğini, davacının feshinin kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında davalı şirkete ait olduğu bildirilen taşınmazın bağımsız bölümlerinin kiralanması için ön sözleşme imzalandığı, davacının önsözleşme uyarınca dava dışı şirketler ile ilişkiye geçerek dava konusu taşınmazda yaptırdığı işler karşılığında fatura aldığı, daha sonra taşınmazın üzerinde ipotekler bulunduğunu ve bir kısım dairelerin mülkiyetinin davalıya ait olmadığının öğrenildiğini, davacının 27.110.500.000 TL masraf yaptığını iddia ettiği, ancak masrafların yapılmasında tarafların %50’şer oranda mütesaviyen ve müştereken kusurlu olduğu,
sözleşme içeriğine göre davacının önsözleşmede belirlenen çalışmalarla ilgisi olmayan sanki taşınmaz kiralanmışçasına projeler yaptırmak için yaptığı anlaşmalardan kaynaklanan bazı giderleri isteyemeyeceği, isteyebileceği giderlerin ek bilirkişi raporuna göre depreme dayanıklılık incelemesi giderleri olup 3.531,15 YTL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.531,15 YTL’nin 09.03.2002 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.02.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8332, K. 2010/9870, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama