KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8374 E., 2010/8302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
694 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yalova 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.06.2007 gün ve 2007/55 - 2007/164 sayılı kararı reddeden Daire’nin 06.04.2010 gün ve 2009/14694 - 2010/3806 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın Yalova Şubesi ile Yalova İli Çiftlikköy İlçesi Emniyet Amirliği arasında, anılan kurum personelinin maaşlarının müvekkili banka aracılığıyla ödenmesi konusunda 16.01.2004 tarihli protokol imzalandığını, 5 yıl süreli olan bu protokolün davalı kurumca süresinden önce ve haksız şekilde sona erdirildiğini ileri sürerek, şimdilik (10.432,19) TL cezai şart bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kurum amirinin sözleşme ile Devleti sorumluluk altına sokamayacağını, talebin haksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, 16.01.2004 tarihli protokolde davalı Bakanlığın taraf olarak imzasının bulunmadığı, protokolün Çiftlikköy İlçe Emniyet Amirliği tarafından imzalandığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce 17.09.2009 tarihinde temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme itirazı da Dairemize ait 06.04.2010 tarihli ilamla reddedilmiştir.
Bu kez, davacı vekilince ikinci kez karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1-Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın husumet nedeniyle reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce 17.09.2009 tarih ve 2009/9815 Esas - 9538 Karar sayılı ilamla, mahkeme kararının davacı vekiline 03.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği halde süresi geçirildikten sonra 14.12.2007 tarihinde temyiz edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin 01.06.2010 tarihli karar düzeltme talebi de Dairemize ait 06.04.2010 tarih ve 2009/14694 Esas - 2010/3806 Karar sayılı ilamla reddedilmiştir.
Ancak bu kez davacı vekilince Bursa PTT İl Müdürlüğü’nün 03.05.2010 tarihli ve yerel mahkemenin 08.06.2010 tarihli yazıları sunulmak suretiyle mahkeme kararının kendisine gerçekte 03.12.2007 tarihinde tebliğ edildiği, tebligat belgesinde tebliğ tarihi olarak yanlışlıkla 03.11.2007 tarihinin yazıldığı hususları ispatlanarak yeniden karar düzeltme itirazında bulunulmuştur.
Bu durum karşısında, her ne kadar HUMK.’nun 442. maddesi uyarınca aynı ilam aleyhine birden fazla karar düzeltme isteminde bulunulamaz ise de, Dairemize ait olan ve davacı vekilinin temyiz ve karar düzeltme itirazlarının reddine ilişkin bulunan ilamların maddi hataya dayandığı kanıtlandığından,
davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile HUMK’nun 80 ve 459. maddeleri uyarınca Dairemizin 17.09.2009 tarih ve 2009/9815 Esas - 9538 Karar sayılı ilamının ve 06.04.2010 tarih ve 2009/14694 Esas - 2010/3806 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve davacı vekilinin yerel mahkemenin 13.06.2007 tarihli kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Yukarıda da açıklandığı üzere dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece 16.01.2004 tarihli protokolün Çiftlikköy İlçe Emniyet Amiri tarafından imzalandığı, davalı Bakanlığın protokolde imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Oysa anılan Emniyet Amirliği de davalı Bakanlığa bağlı olup, bu türden bir uyuşmazlıkta anılan Emniyet Amirliğini temsilen davalı Bakanlığa husumet yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Ancak, 657 sayılı Kanun'un 527 sayılı KHK ile değişik 164. maddesi uyarınca aylıkların ödenmesinin bankacılık sistemi ile gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeyi yapmaya Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Bu konuda çıkarılan tebliğler ise tüm kurumlar ve bu arada bankalar için de bağlayıcıdır. Maliye Bakanlığı’nın 14.01.2003 tarih ve 6 sıra nolu genel tebliği ile 31.12.2003 tarihine kadar yayınlanmış olan genel tebliğler yürürlükten kaldırılmış olup, bu tebliğlerde tahakkuk dairelerinin bakanlığı borçlandıracak taahhütname imzalayabileceği konusunda bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, bir tahakkuk dairesi olan Çiftlikköy İlçe Emniyet Amirliği’nin sadece maaşların ödenmesi konusunda sözleşme yapabileceği ve davacı ile anılan Amirlik arasında imzalanan protokolün cezai şarta ilişkin hükümlerinin davalı Bakanlık yönünden geçerliliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değilse de, HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca, hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan, hükmün açıklanan bu değişik gerekçe ile ve gerekçe değiştirilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8374, K. 2010/8302, 13 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama