KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8879 E., 2012/1731 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.12.2009 tarih ve 2009/615 - 2009/795 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca çeşitli şirketlere ait hisse senetlerini davalıya tevdi ederek yurt dışına gittiğini, yurt dışından aradığında hesabının tasfiye edildiğinin söylendiğini, yapılan araştırmada sahte nüfus cüzdanı ile müvekkili adını kullanan bir şahsın işlemi ile portföyündeki hisse senetlerinin 3.090,00 TL’na satıldığını ve dava dışı Bankanın Şubesi'ne davacı adına havale edilip ödendiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin bu olaydan dolayı maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 3.090,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Bursa Şubesi'ne davacı kimliği ile müracaatla hisse senetleri satışı ve bedelinin dava dışı Bankanın Kızılay/Ankara Şubesi'ne havale talimatı verildiğini, davacı kimliği ve noter onaylı imza sirküleri görülmek sureti ile paranın anılan Şubeye gönderildiğini, işlemlerin resmi kimlik ve resmi belgeler üzerine yapılması karşısında müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, yapılan araştırmada davacı ... kimliğinin bir takım işlemlerde bir akrabası tarafından kullanıldığının öğrenildiğini savunarak davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce (dava konusu işlemin dava dışı bir şahıs tarafından gerçekleştirilmesinin ancak davacıya ait yatırım hesabının varlığının ve bilgilerinin ele geçirilmesi ile mümkün olması karşısında, mahkemece, dava konusu maddi zararın oluşumunda işlemi yaptığı sabit olan ve davacının da kayınbiraderi olduğu anlaşılan dava dışı ...’in eline, davacının yatırım
hesabı ile ilgili bilgilerinin nasıl ve ne şekilde geçtiği, bu ele geçmede davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tartışılması ve manevi tazminat istenme koşullarının bulunmadığı) gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, dava konusu işlemlerde kullanılan imzanın davacıya ait olmadığının kolayca anlaşılacak şekilde açık olduğu ve sahtecilik eylemini gerçekleştiren kişinin davacının kayınbiraderi olduğundan kimlik bilgileri ile akraba olması nedeniyle hesap bilgilerine ulaşabileceğinden davacı kusurundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.090,00 TL’nın davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8879, K. 2012/1731, 10 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama