KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9051 E., 2010/10243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.03.2008 gün ve 2004/476-2008/83 sayılı kararı bozan Daire’nin 15.03.2010 gün ve 2008/11624-2010/2870 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka mensuplarının tedavi hizmetlerinin yapılması için davalı ile sözleşme imzalandığını, sağlık hizmetleri karşılığında davalının bankaya gönderdiği faturaların müvekkili bankanın uzman hekimince incelenip değerlendirilmesi sonucu uygun gördüğü bedelin fatura bedeli olarak ödenip ya da davalı kuruma verilen avans şeklindeki ödemeden mahsup edildiğini, davalı kuruma muhtelif tarihlerde 506.749.195.701 TL avans şeklinde ödeme yapıldığını, banka hekimince yapılan değerlendirme sonucu ödenmesi gereken miktardan 18.978.987.951 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini,
davalıya gönderilen ihtara olumsuz yanıt alındığını ileri sürerek, 18.978.987.951 TL’nin talep tarihi olan 08.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ıslahla 19.006,92 TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, aksine müvekkilin davacı bankadan 20.459,19YTL alacaklı olduğunu, bu alacağın davacı tarafın müvekkili hastanenin alacağının %10’unu bloke etmesinden kaynaklandığını, taraflar arasında varılan mutabakata göre müvekkilinin alacağının %10’u tutarındaki bir meblağın davacı bankanın uhdesinde bulundurulmasının kabul edildiğini, 13.8.2003 tarihli davacı bankanın İnsan Kaynakları Müdürlüğü’nün Genel Muhasebe Müdürlüğü’ne yazdığı yazıda savunmalarının teyit edildiğini savunarak, davanın reddine, aksi halde 20.459.198.640 YTL alacağın takas mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalı hastane arasında yapılan sözleşmeye göre davalının gönderdiği tedavi faturalarının davacı bankanın danışman hekimince incelenip değerlendirileceği, davalı tarafından gönderilen faturaların denetlenmesi sonucunda davacı bankanın 19.006,92 YTL fazla ödemesi bulunduğunun hekimce tespit edildiği, fazla ödemenin iadesi için davalıya ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin davalıya 10.03.2004 tarihinde tebliğ edildiği,
verilen 7 günlük süre sonunda 18.03.2004 tarihinde temerrüdün oluştuğu, davacı banka tarafından davalıya ait 20.459,19 YTL’nin blokede tutulduğu, davalının takas mahsup talebinde bulunduğu, dava tarihi itibariyle takas ve mahsup yapılması gerektiği, dava tarihindeki işlemiş faiz ile birlikte davacı bankanın alacağının 23.406.88 YTL olduğu, bu miktardan blokede tutulan 20.459,19 YTL’nin takas mahsubu sonucunda bakiye alacağın 2.947,69 YTL kaldığı,
takas mahsubun öncelikle faizden yapılması sonucu kalan bakiye alacağın asıl alacak olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın ıslah edilmiş haliyle kabulü ile 19.006,92 YTL’ye 18.03.2004 tarihinden itibaren işleyen reeskont faizi ile birlikte dava tarihi itibariyle oluşan 23,406,88 YTL’den davalının takas-mahsup isteminin kabulü ile davacı tarafça bloke tutulan 20.459,19 YTL’nin mahsubu sonucu bakiye 2.947,69 YTL davacı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş,
kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.03.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9051, K. 2010/10243, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama