KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9169 E., 2012/1519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2010 tarih ve 2006/232-2010/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında sigorta acentelik sözleşmesi imzalandığını, daha sonra davalıdan kaynaklanan tahsilat problemleri çıktığını ve müvekkilinin bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini, bu sözleşmeye dayalı olarak müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, 234.575,01 TL'nin fesih tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereğince yapılması gereken ödemelerde aksaklıklar çıktığını, bu nedenle mevcut borcun ödenmesi konusunda protokol yapıldığını, bu protokole istinaden müvekkili tarafından davacıya toplam 265.000 TL bedelli 8 adet senedin ciro edildiğini, bu senetlerin davacı tarafından kabul gördüğünü, müvekkilinin davacıya olan borcunun ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında acentelik sözleşmesinin düzenlendiği, tahsilat problemi nedeniyle davacının 15.12.2005 tarihli fesihname ile sözleşmeyi feshettiği, davalı tarafın savunmasında belirttiği protokolü dosyaya sunmadığı, davacının da böyle bir protokolün varlığını kabul etmediği, dosyaya sunulan tarihsiz ve imzasız bilgisayar çıktısının da davacıyı bağlayan bir niteliğinin bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede delil olarak kabul edilen davacı defterleri üzerindeki incelemeden davalının davacıya 234.575,01 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı,
davalının beyan ettiği 8 adet senedin davacı kayıtlarında yer aldığı, bu senetlerin teslimine ilişkin olarak davacı yetkilisinin imzasını taşıyan belge de dikkate alındığında anılan senetlerin tahsilde tekerrür olmamak üzere göz önünde bulundurulacağı, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, 234.575,01 TL'nin söz konusu senetlerde tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ... ile acentesi arasındaki acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında sigorta acentelik sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşme uyarınca yapılması gereken ödemelerde aksaklıklar çıkması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir.
Davalı taraf, söz konusu sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmesi hususunda davacı ile protokol yaptıklarını, bu protokole istinaden davacıya toplam değeri 265.000 TL olan 8 adet bono verdiklerini savunmuş olup, esasen davacı vekili de 28.11.2006 tarihli replik dilekçesinde, davalıdan alınan bonoların ödenmemesi üzerine işbu davanın açıldığını mahkemeye bildirmiştir.
Mahkemece de davalı tarafından beyan edilen 8 adet bononun davacı kayıtlarında yer aldığı ve bu bonoların tahsil aşamasında dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir. BK'nun 114/2. maddesine göre, bir borç için kambiyo senedi düzenlenmesi kural olarak o borcun tecdidi anlamına gelmez. Böyle bir durumda alacaklının kambiyo senedine veya temel borç ilişkisine dayanmak hususunda seçimlik hakkı mevcuttur.
Fakat temel alacağa dayanarak talepte bulunan alacaklı, kambiyo senedini borçluya geri vermekle yükümlüdür.(Poroy/Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 13. baskı, İstanbul 1998, sh.128) O halde, somut olayda davacı temel borç ilişkisine dayandığına göre, mahkemece davalının savunmasında geçen bonoların akıbetinin araştırılması,
davacı tarafça söz konusu bonolar ya da bunlara ilişkin zayi belgesi dosyaya sunulmadıkça, o bonolarda yazılı miktarda alacağın temel ilişkiye dayalı olarak tahsil edilemeyeceğinin göz önünde bulundurulması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9169, K. 2012/1519, 7 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama