KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9617 E., 2011/14450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2010 tarih ve 2009/522-2010/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı Banka'nın müşterisi olduğunu, 16/06/2005 tarihinde müvekkilinin 39.100 TL parasının haksız olarak başkalarının eline geçtiğini, müvekkilinin durumu 20/06/2005 tarihinde fark edip durumu bankaya bildirdiğini, davalı bankanın bir ay sonra posta ile durumu kendisine bildirdiğini, müvekkilinin ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, hesabından alınan miktarın kendisine verilmesi için davalıya ihtarname çekildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almadığını, davalı bankanın olaydan kısa süre sonra güvenlik ayarlarında köklü değişikliklere gittiğini,
müvekkilinin Garanti ve İş Bankası hesaplarının da bulunmasına rağmen, kişilerin Yapı Kredi Bankası'ndan işlem yaptıklarını, davalı Banka'nın teminatı altında bulunan Tele-Web bankacılık sisteminin güvenlik zafiyeti nedeni ile 365 985 lot yatırım fonunun ödeme günündeki aynı miktar karşılığı olarak, şimdilik 5.000 TL nin aynı oranda faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının internet üzerinden yapmış olduğu işlemlerin banka personeli tarafından görülmesinin mümkün olmadığını, bankanın müşterilerine güvenlik uyarılarında bulunduğunu, davacının imzaladığı hesap taahhütnamesi ile her türlü önlemi alacağını aksi taktirde doğabilecek sorumluluğun kendisine ait olacağını beyan ve kabul ettiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Tüketici Mahkemesi'nce 3 ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış olması nedeni ile salt görevsiz mahkemece alınmış olmaları nedeniyle 4. bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği, somut olaya uygun ve kanıtlar ile örtüşen bilgisayar mühendisi, interaktif bankacılık hizmetleri konusunda uzman mali müşavir ve hukukçu bilirkişi kurulunca hazırlanan 3/1/2008 tarihli son bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, tekel niteliğinde ticari faaliyet gösteren bankaların (BK 99) sözleşmeye koydukları genel sorumsuzluk hükümlerinin geçersiz olduğu,
bankaların kendilerine bırakılan parayı TTK 20 gereğince basiretli tacir sıfatıyla koruması gerektiği, bankanın tam güvenli bir sistem kurmasının zorunlu bulunduğu, bu önlemlerin müşteriden beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, somut olayda bankanın yeterli önlemleri alamadığı, bankanın tam kusurlu bulunduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9617, K. 2011/14450, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama