KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/97 E., 2011/9030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2009 tarih ve 2009/45-2009/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin 1992 yılından beri “Ece Tercüme” markasını kullandıklarını, bu marka ile tercüme piyasasında tanındıklarını, davalının ise söz konusu markayı 12.04.2006 tarihinde hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak TPE nezdinde tescil ettirdiklerini, müvekkillerinin bu durumu, davalının kendilerine gönderdiği ihtarname ile öğrendiklerini, bir markayı önce kullanan ve ayırt edici nitelik kazandıran kişinin hak sahibi olacağını, müvekkillerinin bu nedenle söz konusu marka üzerinde hak sahibi olduklarını ileri sürerek,
davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne, söz konusu markanın müvekkilleri adına tesciline, davalının kullandığı “www.ecetercume.com” internet adresi ile “ecetercume” uzantılı veya bu ibareyi içeren her türlü e-mail adresinin kullanımının engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “ECE+Şekil” markasını 12.04.2006 tarihinde adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin büyüyen iş hacminden yararlanmak isteyen davacıların kötüniyetli olarak işbu davayı açtıklarını, söz konusu markanın müvekkili şirket adına tescil edildiğini 2007 yılında öğrenmelerine rağmen davayı aradan yaklaşık iki yıl geçtikten sonra açtıklarını, ayrıca iptali istenen internet sitesinin 2004 yılında müvekkili adına tescil ettirildiğini ve davacı tarafın bu durumdan haberdar olduğunu, bu kadar uzun süre dava açılmamasının sessiz kalma yoluyla hak kaybı sonucunu doğuracağını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacının müvekkiline ait markaya tecavüzünün tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hükümsüzlüğü istenilen davalı markasının 12.04.2006 tarihli başvuru ile içinde tercüme hizmetlerinin de yer aldığı değişik hizmetler için tescil edildiği, sunulan tanıtım evrakı, serbest meslek makbuzları, değişik firmalarca davacı tarafın tercüme hizmetlerinden yararlanıldığına ilişkin yazı
içerikleri ve faturalardan davacının 1992 yılından beri “ECE” markası altında tercüme hizmetleri vererek markayı ayırt edici hale getirdiğinin anlaşıldığı, kararnamenin öngördüğü şekilde tescilsiz olarak marka üzerinde hak sahibi olduğu,
aynı sınıflar için tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğünü isteyebileceği, ancak davacının icra etmediği hizmetler yönünden hükümsüzlüğün istenemeyeceği, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla karşı davanın dayanağının kalmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı adına tescilli 2006/15900 nolu markanın tercüme hizmetleri, işaret dili hizmetleri, çeviri hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne, hükmün kesinleşmesinden sonra “www.ecetercume.com” internet adresiyle “[EPOSTA]” sitelerine Türkiye’den erişimin engellenmesine, markanın davacı adına tesciline ilişkin istemin reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı karşı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/97, K. 2011/9030, 19 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama