KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9715 E., 2010/12349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.04.2010 tarih ve 2009/310 - 2010/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekillerince tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2010 gününde davacılardan ... geldi, davalı vekili Av. ... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilinin davalıdan borç para aldığını ve bunun karşılığında davalıya teminat şeklinde çekler verdiğini, davalının tüm alacağını faizi ile tahsil etmesine rağmen çeklerin arkasını yazdırarak takibe koyduğunu, takip konusu çeklerden 28.09.2001 gün ve 34.000.000.000 TL bedelli çekin iadesi için davalıdan sadır olan yazı bulunduğunu, 16.08.2001 gün ve 19.700.000.000 TL bedelli çekin arka yüzündeki müvekkilinin isim ve imzasının müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek,
İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün 2001/22221 sayılı dosyasından müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, davalının %40 tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27.04.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile davalının Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği savunmasında çeklerin teminat çeki olduğunu beyan ettiğini, davalının haricen 191.294.123.000 TL’nı tahsil ettiğini ileri sürerek, bu bedelin istirdadına, bakiye kısım yönünden menfi tespit davası olarak devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının borçlu olduğu çekleri ödememesi nedeniyle icra takibinin başlatıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün 2001/22221 sayılı dosyasında davalı tarafından tahsil edilen 231.626,76 YTL'nın davalıdan tahsiline, davalının icra takibini haksız ve kötüniyetli yaptığı anlaşılmadığından %40 tazminat isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilen karar Dairemizin 14.10.2008 gün ve 2007/3126 E, 2008/11174 K sayılı kararında yazılı gerekçeyle davacılar yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda dosya kapsamına göre, bozma kararında belirtilen 11.04.2006 havale tarihli itiraz dilekçesinde “istirdada konu miktarın ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsiline” karar verilmesinin istenildiği, faizin türü yönünde bir talepte bulunulmadığı, bu şekildeki faiz talebinin “yasal faiz istemi” şeklinde algılanması gerektiği, davalı tarafın icra takibinde haksız ve kötüniyetli olup istirdadına karar verilen tutarın %40’ı olan 92.650,70 TL kötüniyet tazminatının da davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak,
davanın kabulü ile İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün 2001/22221 sayılı dosyasında davalı tarafından tahsil edilen 231.626,76 TL'nın hüküm fıkrasında yazılı tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 92.650,70 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9715, K. 2010/12349, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama