KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9772 E., 2012/12017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2009 tarih ve 2007/197-2009/178 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.07.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshedilerek davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptaline ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 158.315,59 TL üzerinden devamına, bu bedele değişen oranda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve % 40 icra inkar tazminatı olan 63.326,24 TL’nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece süresinde yapılmayan temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz isteminin reddine ilişkin olarak verilen karar ile iadei muhakeme isteminin reddine ilişkin olarak verilen kararları temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedilmesi sonrasında davacının davalıdan olan alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yargılama sırasında davalının ticaret sicilinde kayıtlı bulunan adresine gerekli tebligatlar yapılmış ise de davalının sicilde kayıtlı adresinde olmaması nedeniyle yargılama davalının yokluğunda yapılarak sonuçlandırılmış, mahkeme kararı da aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiştir.
Davalı vekili tarafından yapılan temyizde tebligat yapılan adresteki cadde adı ve kapı numaralarının Belediye tarafından değiştirilmiş olduğunu, bu nedenle yapılan tebligatların davalının bulunduğu yere değil, başka yere yapıldığını ileri sürerek, cadde adı ve kapı numarasında yapılan değişikliklere ilişkin muhtarlık ve Belediye Başkanlığından alınan yazıları sunmuştur.
Davalı vekilinin bu yöndeki iddiası ve iddiasını kanıtlamak amacıyla dilekçeleri ekinde dosyaya sunduğu resmi makamlar tarafından verilmiş yazılar incelendiğinde davalının davadan haberdar olmadığı, yapılan tebligatların davalının adresine değil, başka yere yapıldığının anlaşılması karşısında öncelikle mahkemece verilen temyiz isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılarak davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalıya geçerli bir tebligatın yapılmaması nedeniyle davalının yokluğunda devam edilerek sonuçlandırılan yargılamada taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlanmadığı anlaşıldığından taraf teşkili şartı yerine getirilmeden yapılan yargılama sonunda verilen kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9772, K. 2012/12017, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama