KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/979 E., 2011/11613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
271 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/07/2009 tarih ve 2006/546-2009/324 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerine ait yatın davalı ... şirketince sigortalandığını, 01.08.2005 tarihinde seyir halindeyken fırtına nedeniyle yatta bulunan filikanın düştüğünü ve zayi olduğunu ileri sürerek, şimdilik 12.218,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK’nun 1352. maddesi uyarınca sigorta değerinden %20 oranında amortisman tenzili sonucu bulunacak rakamın riziko değeri olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen yat sigorta poliçesine konu yatın sigorta değerinin takselendiğine ilişkin bir beyan dosya içeriğinde bulunmayıp davalı taraf da talep edilen tazminat miktarına savunmasında itiraz etmiştir.
Bu durumda mahkemece, TTK'nun 1352. maddesi uyarınca davaya konu yatın rizikonun başladığı andaki değerinin sigorta değeri olduğu nazara alınarak konusunda uzman bilirkişiden alınacak raporla tazmini gereken miktarın belirlenmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olrak poliçede yazılı bedelin sigorta değeri olarak kabulüyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/979, K. 2011/11613, 3 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama