KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10 E., 2012/6760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
541 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2010 tarih ve 2010/116-2010/343 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. nezdinde bulunan hesaba bağlı imzalanmamış 1 adet çek yaprağının müvekkilinin bilgisi dışında ... adına düzenlenerek, Aziz Tip ve ...'na ciro edilerek diğer davalı bankaya ibraz edildiğini, diğer davalı bankanın çek vasfında olmayan çek yaprağına gerçek bir çek muamelesi yaparak karşılıksız çıktığının arkasına yazıldığını, müvekkilinin bu durumu haricen öğrendiğini, müvekkilinin düzeltme hakkını kullanmasına rağmen davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş tarafından müvekkili hakkında çek karnelerini iade etmediğinden bahisle suç duyurusunda bulunulduğunu,
davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş.'nin yanlış adres bildirdiğini bu sebeple müvekkili hakkındaki cezanın kesinleştiğini, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş vekili,zaman aşımı itirazlarının olduğunu,davacıya verilen cezada müvekkilinin sorumlu olmadığını,manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Garanti Bankası A.Ş vekili, zaman aşımı itirazlarının olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının çeki özenle saklama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; davacının herhangi bir zarara gördüğünün kanıtlanamaması, BK 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı ile maddi vakıayı tespit eden berat kararının hukuk hakimini bağlayacağı, bu hükmün amacının adalete olan güveni sağlamak ve çelişik hükümlerin çıkmasını önlemek ve kesin hükmün toplum vicdanındaki haklılığın sarsılmasına engel olmak amacını güttüğü gözetilerek 1.Sulh Ceza Mahkemesinin kesinleşen mahkumiyet kararının varsa tebligattaki yanılgıya ve diğer nedenlere dayalı olarak iade-i muhakame yoluna gidilmeden mahkumiyet kararının haksızlığı sebebiyle manevi tazminat isteminde bulunulamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı imzasını taşımayan çeke karşılıksız şerhi vurulması ve buna bağlı olarak da davacıdan çek karnesinin istenmesine ve çek karnelerinin iade edilmemesi sebebi ile ceza davasına muhatap olma nedenine dayalı olarak açılmıştır. Dosya içerisinde bulunan çekten de anlaşılacağı üzere davacının hesabından verilen çek tacir olan davacının imzasını haiz değildir.
Hükümet tarafından verilen imtiyaza istinaden sanat icra eden bankalar, hizmetlerini yerine getirirken daha basiretli davranmak durumunda olup imzasız bir çeke karşılıksız şerhi vurulmasının bu anlamda basiretli bir davranış kabul edilemeyeceği gibi, akabinde çekin mevcut hali ile görülmesine rağmen çek karnelerinin tacir olan davacıdan geri istenmesi ve davacının bir ceza davasına muhatap kalması tacir olan davacının itibarını sarsan bir davranıştır.
Davada çekte davacının imzasının mevcut olduğu yönünde bir savunma bulunmaması ve imzasız bir çeke istinaden bankaların anılan uygulamaları yapmasının bankalar yönünden bir kusur teşkil etmesi yanında ceza davasının iadei muhakemeye tabi tutulmaması hukuk hakimi yönünden davadaki talebe göre bağlayıcı olmayıp manevi tazminat davasının görülmesine engel teşkil etmez.
Bu itibarla mahkemece zararın gerçekleştiği ve ceza davasının iadei muhakemeye tabi tutulmaması bu davanın görülmesine engel teşkil etmeyeceği nazara alınarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10, K. 2012/6760, 25 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama