KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10112 E., 2011/10507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/07/2008 tarih ve 2006/512-2008/377 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Yetkili İmalatçılık ve Satıcılık Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalının müvekkili tarafından üretilen Pimapen pencere sistemleri ve aksesuarlarını pazarlayacağını, müvekkilinin izni olmadıkça başka bir firmaya ait pencere sistemini satın almayacağını, üretimde kullanamayacağını ve satamayacağını, buna rağmen davalının işyerinde yapılan tespitte Akapen markalı ürünlerin imalatını yaptığının, yine Ayde markalı alümünyum hırdavat malzemeleri ve Zahir markalı alümünyum malzemelerin kullandığının tespit edildiğini, davalının bu şekilde sözleşmeye aykırı hareket ettiğini,
sözleşmeye aykırılık halinde 15.000 USD cezai şart ödeneceğinin belirlendiğini ileri sürerek 15.000 USD'nin dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait işyerinde davacının üretim yaptığı Pimapen markalı pencerelerden başka bir ürün bulunmadığını, Akapen markalı ürünlerin müvekkiline ait olmadığını, imalathanenin müvekkili ile dava dışı Nihat Aydın'a ait olduğunu, Pimapen markalı ürünler haricinde diğer ürünlerin Nihat Aydın'a ait olduğunu, müvekkili tarafından bu ürünlerin imalatının ve satışının yapıldığının tespit edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme gereği davalının münhasıran davacının ürettiği markaları kullanma yükümlülüğünün bulunduğu, davalının işyerinde yapılan tespite göre davalının münhasır ürün alma edimine aykırı davranışta bulunduğu, davalının bu şekilde sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davacının sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, davacı defterleri üzerine yapılan tespite göre taraflar arasında iki takvim yılı akdi ilişki bulunduğu, ikinci yıl ortasında ilişkinin sona erdiği, son yıl itibariyle davalının davacıdan bir önceki yıla göre 2/3 oranında daha az ürün satın aldığı, davacının cezai şart bedelini istemekte haklı olduğu,
taraflar tacir olduğu için cezai şart bedelinden indirim yapılmayacağı, ayrıca tarafların iştigal konuları itibariyle birbirlerinin rakibi olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceği, sözleşmeye aykırılık olarak nitelendirileceği gerekçeleriyle davalının sözleşmeye aykırı fiili nedeniyle 15.000 USD cezai şartın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince değişen oranlarda temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, haksız rekabetin menine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10112, K. 2011/10507, 19 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama