KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10170 E., 2011/10438 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2010 tarih ve 2010/333-2010/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz talep eden vekili, davalıların kefalet sözleşmesinden kaynaklanan ve müştereken sorumlu bulundukları borçlarını ihtara rağmen ödemediklerini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, ihtiyati haciz talep edenin kredi veren değil kefil sıfatında bulunduğu ve kredi alacaklısına ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığı, iddianın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece, kredi veren alacaklı bankaya ödeme yapıldığına ilişkin belgelerin açıklayıcı olmadığından bahisle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa alacaklı tarafından dosyaya sunulan 27.10.2010 ve 23.11.2010 tarihli hesaptan virman yetkisi veren talimatlar ile bu talimatlar sonucu yapılan işlemleri gösteren hesap özetlerinden açıkça ihtiyati haciz talep eden tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, dosya kapsamından muaccel bulunduğu sabit olan ihtiyati haciz talebine konu alacak mahkeme gerekçesinin aksine yargılamayı da gerektirmemektedir.
Bu durumda mahkemece ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10170, K. 2011/10438, 19 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama