KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10683 E., 2013/13445 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2013
- Mahkemesi
- İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
977 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.04.2011 tarih ve 2010/140-2011/83 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil ... ve vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının maliki bulunduğu mimari eserin mimari proje müellifi olduğunu, ancak davalı malikin müvekkilinin proje müellifi olduğu mimari eserde izin almaksızın değişiklikler yaptığını, FSEK'in 16. maddesi uyarınca eser sahibinin izni olmadıkça eserde değişiklik yapılamayacağını, yapılan değişikliklerin mimar olan müvekkilinin itibarını zedeler nitelikte olduğunu, davalıya gönderilen 19.08.2010 tarihli ihtarname ile tanınan sürenin sona ermesine rağmen eserin eski haline getirilmediğini ileri sürerek,
davalının yaptığı haksız eylem nedeniyle müvekkilinin uğradığı manevi zararın tazmini için 10.000,00 TL'nin, izinsiz olarak binada değişiklik yapılmış olması nedeniyle bu değişiklik sözleşme ile yapılmış olsaydı hangi bedel ile yapılabilecekse o bedelin 3 katı maddi tazminattan şimdilik 5.000,00 TL'nin, değişikliğin binada değer artışı meydana getirmiş olması nedeniyle de değer artışına ilişkin maddi tazminattan şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, istenen tüm miktarlara ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faiz işletilmesine ve eserin eski haline getirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan değişikliklerin mimari eserin dış görüntüsünü bozmadığını ve yapılması zorunlu olan değişiklikler olup, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından yapılan değişikliklerin mimari proje ile uyumlu olmadığı, binanın sağlamlığını artırmak, emniyet sağlamak ve zorunlu onarım yapmak gibi amaçlara dayanmadığı, binanın görünümünü ve planını değiştirdiği, özgün mimarisini ortadan kaldırdığı, bu anlamda FSEK'in 16. maddesinde düzenlenmiş olan eserin bütünlüğünün korunmasını isteme biçimindeki manevi hakkın ihlal edildiği,
ancak davacının diğer istemlerinin hukuki temelinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının, binada yaptığı değişiklikler ile davacı eser sahibinin mimari eserden doğan bütünlüğü isteme konulu manevi hakkını ihlal etmesi nedeniyle 6.000,00 TL manevi tazminatın 19.08.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınmasına, diğer tüm taleplerin ise yerinde olmaması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının maliki bulunduğu konutta yaptığı imara aykırı tadilatların davacıya ait mimari proje üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle söz konusu davalı eyleminin, davacının mimari proje nedeniyle eser sahipliğinden kaynaklanan mali haklarına tecavüz de oluşturmayacak bulunmasına göre, davacı vekilinin maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin olarak ileri sürdüğü bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu mimar bilirkişi tarafından düzenlenen 18.02.2011 tarihli raporda, davacı tarafından meydana getirilen projenin 5846 sayılı FSEK'in 1/B ve 2/3 maddeleri kapsamında ilim eseri olduğu ve bu projenin uygulanması sonucu inşa edilen davaya konu Narlıdere İlçesi, Altıevler Mahallesi, Vakıf Sokak, No:4'deki binanın da estetik değer taşıdığı belirtilerek, söz konusu mimari yapının aynı Kanun'un 4/3.maddesi uyarınca mimari eser olduğu mütalaa edilmiş ise de taşınmazın estetik değer taşıdığı sonucuna varılmasını haklı gösterecek nedenler ve dayanaklar ortaya konulmamış, soyut olarak estetik değer taşıdığı belirtilmiştir.
5846 sayılı FSEK'in 2/3. maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için aynı Kanun'un 1/B maddesine göre sahibinin hususiyetini taşıması yeterli ise de mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan dava konusu konutun yani mimari yapının aynı Kanun'un 4/3. maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirilip korunabilmesi için aynı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca "estetik değere sahip olması" da gereklidir.
Somut olayda dosyaya sunulan raporda, yasanın aradığı anlamda güzel sanat eseri olup olmadığı tartışması yapılmadan davaya taşınmazın FSEK 4/3. maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğu görüşü açıklanmıştır. Bilirkişi raporu bu haliyle hüküm verilmeye yeterli ve elverişli bulunmamaktadır.
Zira, anılan raporda 5846 Sayılı FSEK 4/1. maddesinde açıklanan ve güzel sanat eserlerini diğer eser türlerinden ayıran "estetik niteliğe sahip olmak" unsuru hakkında herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır. Davaya konu bina dışında davacı mimar tarafından aynı yerde, aynı mimari proje uygulanarak inşa edilen başka binaların da bulunduğu anlaşılmaktadır. Oysa, genel olarak güzel sanat eserlerinin özelliği bunların tek olmalarından kaynaklanmaktadır.
Dava konusu konut ise tek olmayıp, aynı yerde benzer şekilde inşa edilen konutlardan birisidir.Bu durumun 5846 sayılı FSEK'in 4/3. maddesi uyarınca “estetik nitelik” yönünden yapılacak değerlendirmede özellikle dikkate alınması zorunlu olup, aynı şekilde inşa edilmiş konutlardan oluşan mimari yapılar topluluğunun bir bütün olarak estetik değere sahip güzel sanat eseri sayılıp sayılmayacağı ya da dava konusu konutu diğerlerinden farklı ve eşsiz kılacak bir estetik niteliğin bulunup bulunmadığı gibi hususların bilirkişilerce tartışılıp değerlendirilmesi gerekir.Şüphesiz bu değerlendirme yapılırken de,
bütün mimari yapıların az veya çok projeyi yapan mimarın özelliğini taşıdığı, fakat bir mimari yapının her şeyden önce fonksiyonel olarak belirli ihtiyaçları karşılamak zorunda olduğu ve bu zorunluluk mimarın serbest yaratma imkanlarını kısıtlayacağından, yapının estetik niteliğinin de ona göre irdelenmesi gerekeceği bilirkişilerce gözardı edilmemelidir. (Prof.Dr. Şafak N.Erol, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, İkinci Bası, s.48, Ankara-1998). .../...
-3-
O halde, mahkemece mimarlık konusunda öğretim üyesi ve uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden görüş alınmak suretiyle dava konusu konutun 5846 sayılı FSEK 4/3. maddesi anlamında bir mimarlık eseri sayılıp sayılmayacağı belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre manevi tazminata ilişkin istem yönünden bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan manevi tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10683, K. 2013/13445, 27 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama