KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10950 E., 2012/17495 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
683 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2008/400-2010/610 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye İmar Bankası'na, parasını değerledirmek üzere başvurduğunda, banka çalışanlarının yanıltıcı telkinleriyle müvekkilinin 168.603 TL'sinin İmarbank Off Shore Limited'e aktarıldığını, sonrasında ... tarafından bankaya el konulması üzerine parasını alamadığını, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek 168.603 TL'nin muacceliyet tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, görev ve husumet yönünden davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ..., SPK, BDDK ve Hazine Müsteşarlığı'na ait yapılmadığı iddia edilen denetimler ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca sorumluluk davası açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin gerçek kişi olan davalılara yönelik temyiz itirazına gelince; dava, dava dışı İmar Bankası aracılığıyla, İmar Bankası Off Shore bankasında açılan hesapta bulunan paranın ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi incelendiğinde sözkonusu hesabın İmar Bank Off Shore Ltd. nezdinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı, parasının kendi iradesi dışında off shore bankasına gönderildiğini, bankalar arasında bağlantı olup, yatırılan paranın off shore bankasına gönderilmediğini, İmar Bankası'nın bünyesinde bulunduğunu, davalı ... ailesinin müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, yatırdığı paranın tahsilini istemiştir.
Mahkemece, anılan davalılara karşı usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı, davalıların eylemi ile doğrudan doğruya zarara uğradığını bildirerek verdiği paranın iadesini talep ettiğine göre mahkemenin davalı ... ve arkadaşları hakkındaki davayı ret gerekçesi de yerinde değildir.
Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı T. İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı bilinmektedir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı T.İmar Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği de açıktır.
Bu durum karşısında, davanın davalıların haksız fiiline dayalı olarak açıldığı gözönüne alınarak davalı ... ile davalı Müflis T. İmar Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece, davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Bu durumda ret sebebi
aynı bulunmadığı için davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı vekilleri yararına tek, diğer davalılar vekilleri yararına da tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış kararın bu nedenle mümeyyiz ... vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10950, K. 2012/17495, 6 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama