KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/11105 E., 2012/17431 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
651 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/04/2011 tarih ve 2007/150-2011/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sağlık sigorta poliçesi ile sigortalanan davalının, sağ lanber ağrı şikayeti ile 24.08.2006 tarihinde hastaneye başvurduğunu, kendisine ''Sağ peruktan nefrolititripsi'' tanısı konularak, müvekkil şirketten tedavi masrafları ile ilgili onay istendiğini, 24.08.2006 tarihinde raporlar incelenerek tedavilerin limit dahilinde karşılanacağının bildirildiğini ve 16.824,00 TL masrafın ilgili hastaneye ödendiğini, davalının 26.11.2006 tarihinde tekrar hastaneye müracaat etmesi üzerine, tedavi giderleri ile ilgili hastane tarafından kendilerine başvurulması üzerine,
hastaneden davalıya ait görüntüleme sonuçlarının istendiğini, hastaneden gelen 23.08.2004 tarihli raporların incelemesinde, davalının 2004 yılından beri ürüner sistem taşı rahatsızlığının olduğunun anlaşılması üzerine tedavi giderlerinin karşılamayacağının bildirildiğini, ancak davalının söz konusu bu rahatsızlığı ile ilgili olarak daha önceki tedavi ve onaylar dolayısıyla davacı şirketçe poliçe kapsamında 16.824,00 TL tedavi gideri ödendiğini, Pusula Sağlık Sigortası başvuru formunda davalıya böbrek rahatsızlığıyla ilgili soru sorulmuş olmasına karşın, rahatsızlığının olmadığını belirttiğini,
davalının bu şekilde poliçe tanziminden önce var olan mevcut rahatsızlığını gizleyerek kasten beyan etmemiş olup, beyanda bulunma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu nedenle sağlık sigorta genel şartları 5.madde uyarınca sözleşmeden cayıldığını, ileri sürerek, TTK, Hastalık Sigorta Genel Şartları ve Sebepsiz Zenginleşme kuralları gereğince davacı şirket tarafından ödenen 16.824,00 TL tedavi giderinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigorta acentesinin soru sorma yöntemi ile müvekkilinin nam ve hesabına form doldurduğunu, bu şekilde düzenlenen formun imzalandığını, başvuru formunu kendisi doldurmadığından sigortalılık döneminden önce dikkate değer herhangi bir rahatsızlık geçirdiği yönünde beyanda bulunulmadığını, bu durumun ihbar yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, poliçenin yapılmasından önce 23.08.2004 tarihinde davalının soğuk algınlığı şikayeti ile hastaneye başvurduğunu, doktorun isteği üzerine yapılan üriner sistem incelemesi sonucunda sol böbrekte ve sağ böbrekte kitle bulunduğunun belirtildiğini,
doktorların tıbbi operasyon ya da tedavi önermediğini, bu bulguların sağlık yönünden risk oluşturmadığını bildirdiklerini, bu açıklamalar ışığında bu durumun sağlığıyla ilgili olarak risk oluşturmadığını düşünen müvekkilin sigorta poliçesinin düzenlenmesi esnasında sigorta başvuru formunu kendisi de doldurmadığından herhangi bir rahatsızlık geçirdiği yönünde bir beyanda bulunmadığını, Mart 2006 tarihinde kontrol için hastaneye başvurduğunu ve tedavi gördüğünü, 24.08.2006 tarihinde davacı şirketin hastaneden tetkik sonuçlarını isteyip inceleyerek provizyon talebini onaylayıp masrafları hastaneye ödediğini,
01.09.2006 tarihinde ameliyat olduğunu, davacı şirketten yeniden provizyon talep edildiğini, 28.11.2006 tarihinde davacı şirketin hastaneden gönderilen evrakları inceledikten sonra müvekkilinin rahatsızlığının poliçe öncesi mevcut beyansız hastalıktan kaynaklandığı gerekçesiyle tedavi giderlerinin ödenmeyeceğinin bildirildiği,
müvekkilinin poliçenin düzenlendiği 12.02.2005 tarihinden uzunca bir süre hastaneye başvurmadığını, sigorta şirketini aldatma kastı olsa eski kayıtlara ulaşılabileceğini düşünerek aynı hastaneye başvurmayacağını, başka bir hastaneye başvurabileceğini, davacı ... şirketinin müvekkilinin rahatsızlığının mevcut beyansız hastalıktan kaynaklandığı iddiasına dayandırıp,
bu iddiayı hastane kayıtlarına dayandırdığı da düşünüldüğünde bu kayıtların ilk kez 24.08.2006 tarihli ilk provizyon talebinde hastane tarafından davacı şirkete sunulduğunu ve bu tarihte öğrendiğinin kabul edilmesi gerekeceğinden bir aylık süre sonunda 24.09.2006 tarihinde davacının cayma hakkının düşmüş olacağını, ilk provizyonda ödeme yapılmayacağının bildirilmesi halinde müvekkili tarafından ameliyat için daha ucuz hizmet veren hastanelerin kullanabileceğini, bu surette yapılacak giderlerin daha az olacağını ve müvekkilinin bu giderlerle sorumlu tutulabileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının poliçe tanziminden önce 2004 yılında böbrek rahatsızlığı geçirdiği ve bu hastalığını kasten gizlediğinden davacının cayma hakkını kullandığı, davacının bu hakkını kullanmasının yasal düzenlemeye ve sözleşme ilişkisine uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/11105, K. 2012/17431, 5 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama