KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/11845 E., 2012/17941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2010/374 ESAS
Karar Metni
550 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2011 tarih ve 2010/373-2011/248 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen davanın davacısı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... vekili asıl davada, toplantı tutanağına "toplantı davetinin 18.05.2010 tarihinde elden yapıldığı" yazılmışsa da, müvekkiline elden tebligat yapılmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 371 maddesi uyarınca, ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça toplantının, şirketin "Akarbaşı Mahallesi, Kıbrıs Şehitleri Caddesi, numara 61" adresinde yapılması zorunlu olduğu halde ve toplantının, şirketin yerleşim adresinde yapılacağı ilan edilmesine rağmen, başka yerde yapıldığını, bu yolla temsil ve alınan kararları iptal ettirme hakkının engellendiğini ileri sürerek, davalı şirketin 03.06.2010 tarihli genel kurul toplantısının ve alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı ... vekili, genel kurul toplantı davetiyesi kendisine elden tebliğ edilen müvekkilinin, toplantının, ilan edilen adresten başka yerde yapılacağını tesadüfen öğrendiğini, toplantıya katılarak gündem maddelerinin çoğuna red oyu kullandığını, 23.09.2008 tarihli Eskişehir Hayat Hisse Alım Sözleşmesi'nin bazı hükümlerine aykırı kararlar alındığını, toplantının iyi niyet kurallarına aykırı yapıldığını, müvekkilinin oy hakkını kullanılmasının ve kararlara muhalefet şerhi koydurmasının kasıtlı olarak kısıtlandığını ve sözleşmelere uyulmadığını iddia ederek, davalı şirketin 03.06.2010 tarihli genel kurul toplantısının ve alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili asıl davada, genel kurul toplantı gününün, toplantı tarihinden önce Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ve Eskişehir’de yayınlanan İstikbal Gazetesi'nde ilan edildiğini, davet metninin 13.05.2010 tarihinde davacının çalışanına elden tebliğ edildiğini, keza davacının toplantıdan önce birtakım belgelerin kendisine verilmesini istemiş olmakla toplantı tarihinden haberdar olduğunun anlaşıldığını, toplantının, şirketin genel merkezinde belirlenen saatte yapıldığını, davacının toplantı yerinin değiştirildiği iddialarının dayanağının bulunmadığını, davacının toplantıya katılmasına engelleme yapılmadığını, birleşen davada ise,
davet metninin 18.05.2010 tarihinde davacıya elden tebliğ edildiğini, 03.06.2010 tarihli toplantıda gündem maddelerine geçildiğinde davacının, eleştirilerini yazılı olarak divan başkanına ve hükümet komiserine ilettiğini, gündemin 3-9 maddelerine red oyu kullandığını, davacının red oyu kullanmasının ve Yönetim Kurulunu eleştirmesinin, iptal davası açması için yeterli olmadığını, bunun için ayrıca her madde için muhalefet gerekçelerini tutanağa yazdırması gerektiğini, halbuki davacının sadece olumsuz oy kullandığını, muhalefetinin gerekçelerini bildirmediğini, davacı şirket sermayesinin 1/10 payına sahip olmadığı için,
Türk Ticaret Kanunu'nun 366. maddesine göre "azınlık haklarının ihlalinden" bahsederek iptal davası açamayacağını, 23.09.2008 tarihli sözleşme hükümlerine uyulmadığından bahisle dava açma hakkı bulunmadığı gibi Yönetim Kurulu Başkanı olarak şirketin işleyişinden haberdar olan davalının, 2009 yılı faaliyetleri ile bilançosu gelir gider tablosuna red oyu kullanmasının iyi niyetle bağdaşmadığını savunarak, her iki davanın da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece asıl davada, toplantının ilan edilen adreste değil, başka bir adreste yapıldığı ve davacının toplantıya katılımının bu şekilde kısıtlanmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne; birleşen davada ise, davacının muhalefetini ayrıca ve açıkça toplantı tutanağına geçirtmemiş veya yazılı olarak bildirmemiş olması karşısında dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, birleşen davanın davacısı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/11845, K. 2012/17941, 12 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama