KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/11947 E., 2013/12998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/04/2011 tarih ve 2010/432-2011/241 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/06/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 30.10.2008 vadeli 400.000 TL bedelli bonoya dayanılarak 130.000 TL alacak için davalı ... ve dava dışı Baypak Tem.Ltd.Şti aleyhine icra takibi yapıldığını, icra takibine karşı davalı borçlu ...’ın Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davada senedin borçlu kısmında atılı bulunan tek imzanın borçlu şirket adına atıldığı gerekçesiyle davalı hakkında takibin iptaline karar verildiğini, tarafların bir araya gelerek 10.06.2009 tarihli protokolü imzaladıklarını, protokole davalının borçlu sıfatı ile imza koyduğunu, takip konusu borç için iki adet çek verildiğini,
çeklerin ödenmesi halinde davalı ve borçlu şirketin takip konusu borçtan dolayı ibra edilmiş sayılacağının kabul edildiğini, söz konusu çeklerin karşılıksız çıktığını ve bu çeklere dayalı takiplere de keşidecilerinin imza itirazında bulunduğunu, davalının dava konusu bono nedeni ile borcunun devam ettiğini, protokolün 3.maddesine göre davalının Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2009/29 E.sayılı dosyasından feragat ettiğini, bu beyanının bonodan kaynaklanan borcunu kabul ettiğini gösterdiğini ileri sürerek,
dava konusu bono nedeni ile davalı ...'ın icra takibine konu edilen 130.000 TL asıl alacak miktarı üzerinden vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar kadar alacağa hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bonoda bulunan tek imzanın şirketi temsilen atıldığını, bu hususun Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nce verilen ve Yargıtay 12. H.D.'since onanan kararla sabit olduğunu, protokolün geçerli olduğu kabul edilse dahi çeklerin teminatı olarak gösterilen ve protokolün 2. maddesinde yazılı taşınmazın tapusu devredildiğinden şirketin borcu kalmadığından müvekkilinden de talepte bulunulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı hakkında başlatılan takibin iptalinden sonra tarafların bir araya gelerek 10.06.2009 tarihli protokolü düzenledikleri, bu protokolde takibe konu alacak toplamının 95.000 TL olarak belirlendiği, bu borcun iki adet çek ile ödeneceği kararlaştırılmasına rağmen çeklerin ödenmediği,
borç yeniden yapılandırıldığına göre davalı da protokole borçlu olarak imza attığından davalı yapılandırılan bu borçtan sorumlu olup senetten dolayı sorumluluğunun kabul edilemeyeceği, davalı savunmasında protokolde belirtilen taşınmaz devredildiğinden alacak talebinde bulunulamayacağını savunmuş ise de ibraz edilen tapu kaydına göre taşınmazın Ahmet Barış Sanal tarafından Bilgehan Özçil isimli şahsa devredildiği, davalı tarafından da bu taşınmazın borca karşılık davacının muvafakatine binaen bu şahsa devredildiğinin usulüne uygun delillerle ispat edilemediği,
taşınmaz üzerinde ipotek de tesis edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 95.000 TL'nin 15.000 TL'sine 05.07.2009, 80.000 TL'sine 10.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/11947, K. 2013/12998, 21 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama