KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1203 E., 2011/14598 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
762 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/10/2007 tarih ve 2006/361-2007/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirkete ait 2000/7267 sayılı “ŞEREF MAKROMARKET + şekil” ibareli markanın müvekkillerine ait MAKRO ibareli markalar ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu, anılan ibare üzerinde müvekkillerinin öncelik hakkına sahip olduklarını ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme kararı, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olup, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderildikten sonra, davacılardan Antalya Market İşletmeciliği AŞ. yöneticileri, davalı hakkındaki davasından feragat ettiğine ilişkin dilekçe sunmuştur. HUMK’nın 95. maddesine göre davadan feragat kati bir hükmün sonuçlarını doğurur.
Ancak, mahkemece karar verilip, davadan el çekildikten sonra temyiz aşamasında davadan feragat edildiğinden ve bu aşamada dahi feragat hakkında karar vermek yetkisi mahkemeye ait bulunduğundan, adı geçen davacı şirketin vaki feragati hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, adı geçen davacı şirketin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3- Davacılardan Makro Marketçilik AŞ.’nin temyiz itirazlarına gelince, dava, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddelerine dayalı olarak davalı adına tescilli 2000/7267 sayılı ve “Şeref Makromarket” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 40. maddesinde “Markanın Koruma Süresi” başlığı altında; “tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler halinde yenilenir” denilmekle koruma süresi başvuru tarihinden başlatılmaktadır.
Bu durumda, başvuru tarihi sadece koruma süresinin başlangıcında belirleyici olmakta, hükümsüzlük davasının açılmasında 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcına esas alınacak tescil tarihi ise aynı KHK’nin “tescil” başlıklı 39. maddesinde ayrıca düzenlenmektedir.
Buna göre; “bu Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre başvurusunu eksiksiz yapmış veya eksiklerini gidermiş ve süresi içerisinde hakkında itiraz yapılmamış veya yapılan itiraz kesin olarak reddedilmiş bir başvuru, tescil edilerek sicile kaydedilir. Başvuru sahibine "Marka Tescil Belgesi" verilir.
Sicil kaydında; marka örneği, başvuru tarihi, marka tescil numarası, markanın kullanılacağı mallar veya hizmetlerin listesi, mal veya hizmetlerin sınıf veya sınıfları, marka sahibinin ve varsa vekilinin adı, soyadı, uyruğu, tüzel kişilerde ticaret unvanı ve hangi ülkenin kanunlarına göre kurulu olduğu, adresi, tescil tarihi, marka ve marka hakları ile ilgili bütün değişiklikler ve yönetmelikte öngörülen diğer hususlar yer alır. Marka sicili alenidir.
Talep edilmesi ve yönetmelikte öngörülen ücretin ödenmesi koşuluyla sicil örneği verilir. Sicil kaydı yapılan marka ile ilgili bilgiler yönetmelikte şekil ve şartları belirtildiği biçimde ve ikinci fıkrada yer alan unsurları da kapsamak üzere yayınlanır.” denilmektedir.
Dosya içinde bulunan davalıya ait marka tescil belgesi üzerinde yazılı olan 25.04.2000 tarihi; 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 40. maddesi uyarınca, tescilli bir markanın 10 yıllık koruma süresinin başlangıç tarihi olan “marka başvurusu tarihi”dir. Dolayısıyla marka başvurusu tarihi olan bu tarihin, aynı KHK'nin 39. maddesinde düzenlenen “markanın sicile kaydedildiği tescil tarihi” olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda; mahkemece, davalıya ait markanın 25.04.2000 tarihinde tescil edildiği, başvurunun marka bülteninde 17.11.2000 tarihinde ilan edildiği, davanın ise 16.11.2006 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin gerek tescil tarihi, gerekse davacı tarafın başvurudan haberdar olduğu ilan tarihi itibariyle geçirilmiş olduğu gerekçesiyle, hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmiştir.
Ancak, 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 42. maddesine dayalı hükümsüzlük davasının, “markanın tescil tarihinden” itibaren, “5 yıl” içinde açılması gerektiği mahkemece isabetli olarak vurgulanmış ise de, yukarıda da açıklandığı üzere 25.04.2000 tarihi davalıya ait markanın tescili için yapılan başvuru tarihi olup, markanın sicile kayıt tarihi dosya içindeki belgeden 19.06.2002 olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 556 sayılı KHK’nin 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açıldığı anlaşıldığından, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1203, K. 2011/14598, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama