KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12214 E., 2012/13512 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
454 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/11/2010 tarih ve 2007/286-2010/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14.510 TL'nın altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "HAMURABİ + şekil markası" ile "HAMUR CAFE" markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin "hamuriş" markasının tescili istemiyle yaptığı başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı (MDB) tarafından itiraz ücreti eksik yatırıldığı gerekçesiyle taraflarına hiçbir ihtarda ve bildirimde bulunmadan itirazın yapılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, HAMUR ibareli markaları piyasaya müvekkilinin tanıttığını, ayırtedicilik kazandırıldığını, davalının kötüniyetli olduğunu,
zira davalı aleyhine İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açtıkları marka hakkına tecavüz ve tazminat davasının hemen akabinde başvuruda bulunulduğunu, davalı başvurusunun müvekkili markaları ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek TPE kararının iptalini ve tescil edilmiş ise davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, TPE tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, markalar arasından benzerlik ve iltibas bulunmadığını, müvekkili şirketin yöneticisi ve ortağı olan Halil Dağlayan ile davacının akraba olduklarını, bu nedenle davacının bu markaları kullanmasına itirazda bulunmadıklarını, markalar arasında benzerlik olmadığının İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda tespit edildiğini, davacının kötüniyetli olarak bu davayı açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı markaları ile davalı şirket adına tescilli marka arasında karıştırma ihtimaline yol açacak derecede benzerlik bulunmadığı, tarafların bildirdikleri İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde davacı tarafından davalı aleyhine açılan davada marka ihlalinin önlenmesi ve ticaret unvanının terkini isteminde bulunulduğu ve bu davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kararın kesinleştiği, 42. sınıf hizmetleri yönünden karıştırma ihtimalinin bulunmadığının bu kararla sabit oduğu,
tescil kapsamlarının farklı olduğu 30. sınıftaki bir kısım mal sınıfları yönünden de karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, TPE'ne yapılan başvuruda eksik ücret yatırıldığı için verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle TPE Markalar Dairesi kararının iptali yönünden dava şartı gerçekleşmediği için davanın reddine, markanın hükümsüzlüğü isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12214, K. 2012/13512, 18 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama