KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12360 E., 2012/19548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2011 tarih ve 2010/162-2011/209 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinden davalı şirketçe para tahsil edildiğini, ancak geri istenmesine rağmen ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtıklarını ve lehlerine sonuçlandığını, kararın usulüne uygun bir şekilde kesinleştiğini ileri sürerek, Federal Almanya Cumhuriyeti Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 6 O 544/05 sayılı 10.01.2007 tarihli kararının tenfizine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemenin kendi iç hukuku gereği gerçek ve tüzel kişilere davalarını bizzat savunma imkanı vermediği ve avukatla savunmayı zorunlu kıldığı gibi avukatın da AB üyelerinde birinde baro üyesi olmasını şart koştuğunu, bu hususun müvekkiline yapılan tebligatta yazdığını, ülkemizde ise kişilerin mahkemelerdeki haklarını bizzat savunabilmelerinin asıl olduğu ve bu hususun kamu düzeninden olduğunu, müvekkile diplomatik yoldan tebliğ edilen evrakta savunma süresinin kendisine tebliğ tarihinden değil, kendilerinin postaya verildiği tarihten itibaren başlayacağı yazılı olduğunu, bu nedenlerle müvekkilin savunma hakkının kısıtlandığını, yabancı mahkemenin kabülünün de Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 1965 tarihli hukuki ve ticari konularda adli ve gayri adli belelerin yabancı memleketlilere tebliğine dair 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti'nin çekince koyduğu, bu nedenle bu maddenin uygulanmasının mümkün olmadığı, tüm tebligatların Adalet Bakanlığı vasıtasıyla tebliğ edilmesi gerektiği, yabancı mahkemece dava dilekçesinin belirtilen usulle davalıya tebliğ edildiği bildirilmesine rağmen tenfizi istenen kararın ve masraf tespit kararının sözleşme aksine Alman hukukuna göre yapıldığı,
bu nedenle ortada kesinleşmiş karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün Lahey Sözleşmesi ve MÖHUK gereğince kabülünün mümkün olmadığı, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12360, K. 2012/19548, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama