KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12376 E., 2012/19276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/04/2011 tarih ve 2010/626-2011/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı Marka Plastik Kalıp End. İnş. Gıda San. Tic. Ltd.
Şti'nin kullanmış olduğu krediye kefil olduğunu, kredi borçlusu şirketin krediyi alabilmek için lehdarı/alacaklısı olduğu bir çok kambiyo senedini teminat olarak bankaya verdiğini, bunlardan birinin de davalıya ait 14.000,00 TL bedelli çek olduğunu, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmış olmasına rağmen kefilliği nedeniyle kredi borcunu ödemek zorunda kaldığını, ödemeden sonra bankaya teminat olarak verilen çekleri ciro yoluyla alıp bedelini muhataplarından talep ettiğini, ancak muhatapların oyalaması nedeniyle çeklerin ibraz sürelerinin geçtiğini,
bu itibarla çek keşidecisi davalı hakkında bahse konu çek bedelinin tahsili için ilamsız takip yaptıklarını, davalının takibe "aralarında ticari ilişki bulunmadığı, alacaklının çeklerde cirosunun olmadığı, dayanak evrakın çek vasfını yitirdiği" gerekçeleriyle haksız olarak itiraz ettiğini, oysa kambiyo senedinde alacağın doğması için ticari ilişki bulunması gerekmediği, çekte müvekkilinin cirosunun bulunduğu,
çek vasfının yitirilmesinin borcu ortadan kaldırmayacağı, davalının çek bedelini ödemeyerek davaya konu çek bedeli kadar sebepsiz zenginleştiğini belirterek müvekkili tarafından ödenmiş olan 14.000,00 TL'nin kredinin ödeme tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının isteminin dava dışı şirketin bankadan almış olduğu krediye davacının şahsi kefil olması ve daha sonra şirketin kredi borcunu ödememesi nedeni ile bankaya davacının ödeme yaptığı, bu nedenle alacaklı konuma geldiği iddiasına dayandığı, taraflar arasındaki ilişki ticari ilişki olduğu,
davacının ortağı bulunduğu şirketin kredi alırken teminat olarak gösterilen çekten, borçlusundan ödemiş olduğu bu çek bedelinin tahsilini talep etmişse de getirilen icra dosyası ve çek örneği incelendiğinde davacının bu çek dolayısı ile hamil olmadığı ayrıca banka yazı cevabında borçlu firmanın talimatı üzerine tüm teminat çek ve senetlerinin Güneş Yağ ve Gıda San Tic Ltd Şti'ne teslim edildiğinin bildirildiği,
bu itibarla davanın davalıya karşı açılamayacağı, ayrıca Asliye Mahkemesinin iş bölümü itirazının kabulü ile dosyanın Ticaret Mahkemesine gönderme kararı üzerine gönderme talebi için kanuni 10 günlük sürenin gönderme kararının tefhiminden itibaren başlaması gerektiği, davacının gönderme kararı üzerine tefhimden başlayan 10 günlük süreyi geçirmiş olduğu ve davanın açılmamış sayılması gerektiği de anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-)Dava ilk önce Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış, mahkemece süresi içinde yapılan iş bölümü itirazının kabulü ile 15.07.2010 tarihinde dosyanın Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine ilişkin karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı tefhim olunmuştur. Davacı vekili karar tefhiminden itibaren 10 günlük yasal süresinin geçmesinden sonra 04.08.2010 tarihinde dosyanın görevli ticaret mahkemesine intikal ettirilmesi için müracaat etmiştir.
11.10.1976 tarih ve 1976/5-5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında 10 günlük müracaat sürenin tefhimden itibaren başlayacağı belirtilmiştir. Bu durumda, davacı vekilince HUMK'nun 193/3. maddesinde belirtilen usuli işlemlerin süresinde yerine getirilmediği nazara alınarak aynı Yasa' nın 193/4 ncü maddesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-)Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12376, K. 2012/19276, 27 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama