KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12460 E., 2013/13686 K.·Genel Müdürlüğü
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
776 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.04.2011 tarih ve 2010/314-2011/219 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ... Av. ... ve Av....ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ürün sahibi ... ile Çeltikte Kira ve Bakım Sözleşmesi ile Makbuz Senedi Karşılığı Kredi Kullanım Şartlarını Düzenleyen Sözleşme imzalayarak 450 ton çeltiğin yerinde emanet alımını yaptığını, söz konusu ürünlerin davalı nezdinde sigortalandığını, emanet edilen çeltik karşılığında kurumca makbuz senetleri düzenlenip ...’ya verildiğini, ...'nın da senetleri kredi çekmek için bankaya ciro ile teslim ettiğini, kurum personellerince 06/03/2009 tarihinde yapılan tespitte depolardan 285 ton çeltiğin taşınmış olduğunun tespit edildiğini, sözleşmelerin fesh edildiğini,
emanetçi hakkında Bafra Asliye Ceza Mahkemesine ceza davası açıldığını, dava konu poliçelerde müvekkili kurumun lehdar olarak yer aldığını, çeltiğin mülkiyeti bankaya ait olduğundan emanetçinin hiçbir şekilde tasarrufta bulunamayacağını, emanetçinin bankaya olan kredi borcunu müvekkili kurumun ödemesi nedeniyle depolardan çekilen ürün bedelinin tazmini için davalı sigorta şirketine başvurulmasına rağmen hasarın teminat dışı olduğundan bahisle ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL’nin, ıslahla 265.355,15 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayın hırsızlık olarak değerlendirilmeyeceğini, sigorta ettiren aleyhine açılan kamu davasında da olayın hırsızlık olarak nitelendirilmediğini, hırsızlık sigortası genel şartları ve sigorta poliçeleri özel şartları değerlendirildiğinde zararın teminat dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu poliçelerde sigortalının davacı kurum, sigorta ettirenin ise dava dışı ... olduğu, dava konusu makbuz senetlerinin emanetçi ... tarafından kredi kullandığı bankaya, banka tarafından da davacı kuruma cirolandığı, makbuz senedinde yer alan toplam 285 ton çeltiğin mülkiyetinin bankaya ait olduğu, emanetçinin bu miktar çeltiği kendi mülkiyetinde olmaksızın haksız bir şekilde depodan boşalttığı, olayın bu hali ile Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesinde sayılan hallere uygun düşmediği, ...
Bafra Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada güveni kötüye kullanma ve mühür bozmaktan yargılanmakta ise de bu kişi TMO’nun çalışanı olmadığından olayın emniyeti suistimal kapsamında da değerlendirilemeyeceği, dava dışı ...’nın sigorta ettiren, menfaat sahibi ve ürünün ilk sahibi olduğu, davacının dava dilekçesi ve replik dilekçelerinde olayın emniyeti suistimal klozuna girdiği yönünde bir iddiası bulunmayıp davasını hırsızlık sigortası genel şartlarına dayandırdığı,
dava konusu eylem depoya kırma, delme, zorlama veya diğer poliçe şartlarında belirtilen şekilde girilerek değil, zilyet yardımcısı tarafından deponun boşaltılmak suretiyle gerçekleştiğinden olayın hırsızlık sigorta poliçesi genel şartlarında belirlenen teminatların dışında kaldığı, davacı kurumun denetim yetkisinin varlığı da gözetildiğinde meydana gelen zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin dava dilekçesinde 7263890, 7287304, 7263764, 7264008 nolu Emniyeti suistimal sigorta poliçelerini bildirilmiş olması nedeniyle mahkemenin,
“davacı kurumun meydana gelen olayın emniyeti suistimal klozuna girdiği yönünde bir iddia ve talebinin olmadığı ve davasının sadece hırsızlık sigortası genel şartlarına dayandırdığı” şekildeki gerekçesi yerinde değil ise de söz konusu emniyeti suistimal sigorta poliçeleri özel şartlarında öngörüldüğü şekilde “emniyeti suistimalin poliçenin süresi içinde ve fiili işleyen kimsenin işyerinde aralıksız çalıştığı dönemde yapılmış olması ile sigortalının emrinde veya hizmetinde çalıştırdığı bordroya kayıtlı kişilerin yapacağı emniyeti suistimal hallerinin” teminat altına alınmış bulunmasına ve dava dışı ...’nın da bu sayılan kişilerden olmamasına
göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 7.500 TL’nin tahsili talep edilmiş ise de 08.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile harcı da yatırılmak suretiyle toplam 265.355,15 TL'nin tahsili istenmiş bulunduğundan bu meblağ üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken, ıslah talebi nazara alınmadan dava dilekçesindeki miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12460, K. 2013/13686, 28 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama