KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12606 E., 2012/19528 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2012
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.04.2011 tarih ve 2009/255-2011/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Kömürhan” markasının sahibi olduğunu, davalının tabelalarında Kömürhan markasını kullanarak iltibasa neden olduğunu ileri sürerek, davalının müvekkilinin markasına yaptığı müdahalenin menine, 5.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davacının marka hakkına tecavüz davasının kabulüne, davalının müdahalesinin önlenmesine; ispatlanamayan maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- ) Ancak, dava marka hakkına tecavüz sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, 556 KHK’nun 66/2-a maddesi gereğince, marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması (kullanılması) ile elde edeceği muhtemel gelire göre maddi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece davalının 2006-2007 yıllarına ait tüm defter ve kayıtlarının ibrazı için davacı tarafa 20 gün kesin süre verilmiş, bu süre içinde bu belgeler ibraz edilmediği için davacının maddi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtilmek gerekir ki, davalı tarafın ticari kayıt ve defterlerinin sunulması için davacı yan vekiline süre ve/veya kesin süre verilmesi usule uygun olmayıp kesin süreye uyulmamasının davacı aleyhine sonuç doğurması söz konusu değildir. Öte yandan, aynı konuda davalı yan vekiline verilen kesin süreye rağmen davalının ilgilisi bulunduğu anlaşılan işletmeye ait ticari defter ve kayıtların dosyaya ibrazı sağlanmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının marka hakkına yönelik tecavüzün varlığının sabit bulunmasına göre kural olarak maddi zarara uğradığının kabulü ile, dosya kapsamı uyarınca, Borçlar Kanunu'nun 42/2. maddesi gereğince maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12606, K. 2012/19528, 29 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama