KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12652 E., 2012/19114 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2011 tarih ve 2009/754-2011/250 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin, davalı şirketteki hisselerini davalı ... ve dava dışı kişilere devrettiklerini, davalı şirketin müvekkillerinin ortak olduğu dönemde alınan tıbbi cihazlara ilişkin finansal kiralama taksitlerinin hisse devir tarihine kadar ödendiğini, 26.06.2008 tarihli protokolün 8. maddesi ile 30.06.2008 tarihi ve sonrası taksitlerin ödeme sorumluluğunun, hisseleri devir alan davalı ... tarafından yüklenildiğini, ödemelerin aksatılması üzerine,
Türkiye Finans Katılım Bankası’nın davacılara hesap kat ihtarı gönderdiğini, davalıların protokol hükümlerine uymadıklarını, üçüncü kişilerin 5.000,00 TL ödeme yaptığını, zarara uğrama riski ile karşılaşıldığından tüm borcun davalılar adına bankaya ödendiğini ileri sürerek, 45.984,04 TL'nin reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı şirketin 26.06.2008 tarihli protokolün tarafı olmadığından, bu davalı yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, hisse devrinin, davalı ... ile birlikte dört kişiye daha yapıldığını, hisseleri devralan tüm gerçek kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu, davacıların, hisse devir tarihinde şirketin Türkiye Finans Katılım Bankası'na olan borçlarını eksik gösterdiklerini, bu beyana itibar edilerek protokol düzenlendiğini ve davalının sadece davacıların beyan ederek protokole yazdırdıkları borç miktarını ödemeyi kabul ettiğini,
ödendiği iddia edilen taksit miktarlarının protokolde beyan edilen borç taksitlerinin üzerinde kalan miktarlar olduğunu, culpa in contrehendo gereği, bu miktarın zaten devreden davacıların sorumluluğunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin, protokolde yer almaması nedeniyle protokol hükümlerinin davalı şirketi bağlamayacağı, protokol hükümlerine göre, davalı ...'ün finansal kiralama taksitlerini ödemekle sorumlu olmasına rağmen taksitlerin davacılar tarafından ödendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile 45.645,04 TL'nin temerrüt tarihi olan 20.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, taraflar arasında akdedilen protokolden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı şirketin hisselerinin devrine ilişkin protokolden önce, davalı şirket adına finansal kiralama yoluyla tıbbi cihaz ve donanımlar alınmış olup, davaya konu alacak, hisse devrinden sonra devam eden finansal kiralama taksit ödemelerinin aksatılması nedeniyle davacılar tarafından ödenmek zorunda kalınan miktarlara ilişkindir.
Davalı şirketin, davaya konu borca ilişkin finansal kiralama sözleşmesinin tarafı olduğu, taraflar arasında imzalanan devir protokolünün 2. maddesi D bendinde de davalı şirketin süreklilik arz eden ve borç doğuran anlaşmalı firmaları arasında finansal kiralama sözleşmesi ödeme planının da yer aldığı, ayrıca bilirkişi raporunda dahi dava konusu alacağın davalı şirketten de istenebileceğinin bildirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalı şirket yönünden de davanın kabulüne karar vermek gerekirken, davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesi sonucunu doğuracak şekilde anılan davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12652, K. 2012/19114, 26 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama