KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12711 E., 2012/11489 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2010/153-2010/1121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket tarafından hırsızlık rizikolarına karşı teminat altına alınan müvekkiline ait işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu 87.390,00 TL hasar oluştuğunu, davalı tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, rizikonun gerçekleşmediğini ve iddia edilen miktarda emtia çalınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait işyerinin büyüklüğü göz önüne alındığında iddia edilen miktar kadar tekstil emtiasının bulundurulmasının mümkün bulunmadığı, 27.000,00 TL değerinde emtianın çalınmış olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 27.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalıya sigortalı olan davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu oluştuğu iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı tarafından işyerinde hırsızlık tarihinde 87.390,00 TL’lik mal mevcudunun bulunduğu ve bunların tamamının çalındığı iddia edilerek anılan bedelin tahsili istenilmiştir. Davalı TTK.nın 1283. maddesi uyarınca, gerçek zararı ödemekle yükümlü olup, davalı ... rizikonun meydana gelmediğini ve ayrıca hırsızlık öncesi işyerinde iddia edilen miktarda emtia bulunmadığını savunmuştur. Gerçek zararın ne olduğunu davacı ... ettiren, rizikonun teminat dışı olduğunu da davalı ... şirketinin ispat etmesi gerekir.
Somut olayda, daha çok gençlere yönelik gömlek, penye, tişört, etek, pantolon ve kot gibi kıyafet satılan davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık iddiası ile davacı tarafından yapılan şikayet sonucu işyerine gelen polisler tarafından inceleme yapılmış ise de, işyerinden çalınan veya kalan mallara ilişkin her hangi bir belirleme yapılmadığı gibi taraflar arasında asıl uyuşmazlık konusu olan işyerinin altında bulunan depoda olduğu iddia edilen mallarla ilgili olarak bu depoda her hangi bir inceleme ve tesbit yapılmamıştır.
Olay sonrası işyerine gelen ekspertiz tarafından işyerinin altında bulunan depoda yapılan incelemede, deponun giriş kapağının dar olduğu, çok dik ve küçük bir merdivenle inilebildiği, deponun rutubetli, böcekli ve kirli olduğu, bu nedenle konfeksiyon emtiasını depolamaya müsait olmadığı belirtilmiş, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda; davacının sunduğu fatura ve defter kayıtlarında hırsızlık öncesi iddia edilen miktarda yani 87.390,00 TL değerinde emtia olduğu belirlenmiş ise de, işyerinin alanı ve hacmi gözönüne alındığında hırsızlık öncesi iddia edilen miktarda emtianın bu işyerine sığmasının mümkün olmadığı,
işyeri satış katının altında bulunan ve bir kişinin zor sığdığı bir kapaktan inilerek girilebilen bodrumun rutubetli olması nedeniyle tekstil emtiasının bulundurulmasının da ticari olarak mümkün olmadığı belirtilmiş, bununla birlikte işyerinde 30 koli içinde ancak 1500 adet tekstil emtiasının depolanabileceği belirlenmiştir.
Ancak, bu 30 kolinin işyerinin deposunda mı yoksa satış katında mı muhafaza edildiği tam olarak izah edilmediği gibi, şayet satış katında olduğu kabul edildi ise bunun işyerinin fiziki ve ticari konumu itibariyle bu şekilde muhafaza edilmesinin mümkün olup olmadığı belirlenmemiştir.
Bu itibarla, içinde sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten davacıya ait işyerinin kapasitesi, sunulan faturalar ve fotoğraflar gözönüne alınarak davacıya ait işyerinin sadece satış katında bulundurulabilecek kıyafetlerin ne olduğu, işyerinin alanı ve satış şekli değerlendirilerek davacı tarafın zararının tespiti cihetine gidilmesi, gerçek zararın tespit edilememesi halinde, BK’nun 42. maddesi dikkate alınarak, mahkemece değerlendirme yapılmak suretiyle hakkaniyete en uygun olabilecek bir sonuca varılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12711, K. 2012/11489, 29 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama