KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12906 E., 2011/17103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/03/2009 gün ve 2007/267-2009/103 sayılı kararı onayan Daire’nin 17/05/2011 gün ve 2009/12695-2011/6054 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin FORM, ETİ FORM, FORMDAKAL, FORMPUAN, FORM YE FORMDA KAL, FORMBAL ibareli markaların sahibi olduğunu, form ibaresini taşıyan markaların ilk kez müvekkili tarafından tescil ettirildiğini ve müvekkilinin bu markaları tanınmış marka haline getirdiğini, davalının bu markalarla ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “AKFORM” ibareli markayı tescil için TPE’ye başvurduğunu, bu ibarenin davalı adına tescil edilmemesi için anılan kuruma yaptıkları başvurunun reddedildiğini, TPE tarafından verilen ret kararının doğru olmadığını ileri sürerek, davalı TPE’nin 24.10.2007 tarih ve 2007-M-6184 sayılı YİDK kararının iptaline, söz konusu markanın tescil edilmiş olması halinde iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Akform Ayakkabı ve Tekstil San.Tic.Ltd.Şti. vekili, müvekkilinin başvurusuna konu markanın esas unsurunun bir bütün halinde “AKFORM” ibaresi olduğunu, bu markanın davacıya ait markalarla iltibas yaratmayacağını, davacıya ait markalar ile müvekkilinin başvurusuna konu markanın farklı sınıflarda olduğunu, ayrıca davacı markalarının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu marka ile davacıya ait markaların 556 sayılı KHK’nun 7/1-b maddesi anlamında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, anılan KHK’nun 8/1-b maddesi anlamında benzer oldukları ancak emtialar açısından aynı veya benzer olmadıkları, davacıya ait markaların KHK’nun 7/1-i maddesine uyarınca tanınmış marka olmadıkları, buna karşılık KHK’nun8/4 maddesi anlamında tanınmış marka oldukları,
dava konusu işaretin marka olarak tescil edilmesi ile davalının davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamasının veya bu markaların itibarına ya da ayırt edici niteliğine zarar vermesinin söz konusu olmadığı, davalının marka başvurusunun haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12906, K. 2011/17103, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama