KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12942 E., 2012/8609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2009/531-2010/459 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının miras bırakanı ...'in davalı şirketin Asya Katılım Bankası'ndan kullandığı krediye kefaleten tapuya kayıtlı mağaza ve büro niteliğindeki taşınmazını bankaya ipotek ettiğini, davalı şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine bankanın başlattığı takip sonucu taşınmazın 3. kişiye satıldığını ve kredi borcunun ödendiğini, taşınmazın satışından arta kalan paranın ise, murisin kefaleti nedeniyle davalı şirketin Türkiye Finans Katılım Bankasına olan borcuna mahsuben ödendiğini, taşınmaz 2.670.000,00 TL'ye satılmakla davacının ¼ miras hissesi karşılığı 667.500,00 TL zararının oluştuğunu ileri sürerek, bu meblağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız olduğunu, davacının aynı zamanda şirket ortağı olup ipoteğin verilmesine neden olan kredinin şirket adına başka taşınmaz alınmasında kullanıldığını, bu durumda davacının satılan taşınmazdaki hissesinden daha fazla kazanç sağladığını, öte yandan satılan taşınmaz üzerinde miras ortaklığı bulunduğundan davacının diğer mirasçıların olurunu almadan bu davayı tek başına açamayacağını, kaldı ki diğer kefillerin de hasım gösterilmesi gerektiğinden yalnızca şirkete dava yöneltilmesinin usule aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna dayanılarak,davacının miras hakkı bulunan taşınmazın satılarak davalı şirketin borçlarının ödendiği, böylece davacının ¼ miras hissesi karşılığı 667.500,00 TL zararının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece, 09.11.2010 tarihli duruşmada sonraki duruşmanın tarihi 02.12.2010 günü saat 10:10 olarak belirlenmesine rağmen, 02.12.2010 günü belirlenen saatten önce duruşma açılıp davalı tarafın yokluğunda hüküm kurulmuştur. Anayasa'nın 36.ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olup, duruşma gün ve saatinden önce dosyanın ele alınarak hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemenin bu uygulaması esaslı bir usul hatası olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12942, K. 2012/8609, 23 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama