KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13133 E., 2013/16934 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.05.2011 tarih ve 2009/552-2011/396 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı TMSF vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.11.1999 tarihinde 71.300,00 USD parasını %21,25 net faizle 41 gün vadeli olarak Sümerbank A.Ş.
Denizli Şubesi’ne yatırdığını, banka yönetimine 21.12.1999 tarihinde BDDK tarafından el konularak yönetiminin TMSF’ye devri üzerine mevduatının sigorta kapsamında olmadığından ödenmeyeceğinin bildirildiğini yapılan araştırmada müvekkiline, bankalara olan güven kötüye kullanılarak boş alanda imzalatılan fotokopi belgelerin havale talimatı olarak doldurulduğu,
yatırılan paranın Sümerbank A.Ş. yönetimince KKTC’de paravan olarak kurdurulmuş bulunan Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı banka adına Sümerbank A.Ş. ...Şubesi ve Merkez Şubede açılan bir hesaba havale edildiği ve daha sonra diğer off-shore mevduatlarla birlikte Garipoğlu grubuna usulsüz kredi olarak kullandırıldığının tespit edildiğini, yapılan işlemin kanuna karşı hile ile havale görünümü verilmiş mevduat toplamaktan ibaret olduğunu, mevduatı toplayan bankanın Sümerbank A.Ş. olup, zarardan da bu bankanın sorumlu olacağını, müvekkili tarafından davalı banka hakkında açılan davanın mevsimsiz açıldığından bahisle reddedilip,
Efektifbanka karşı açılan davanın ise kabul edildiğini, ancak, Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı bankanın bankacılık lisansı iptal edilip, hiçbir menkul ve gayrimenkul malı bulunmadığı gibi 3. kişilerdeki hata ve alacaklarınıda TMSF’ye temlik edildiğinden bu bankadan alacağın tahsilinin mümkün olmadığını, paranın Sümerbank A.Ş. tarafından tüketilmiş olduğundan onun sebepsiz olarak zenginleştiğini, banka yönetiminin kanunun yasakladığı, sonucu elde etmek için giriştikleri haksız fiil sonucu müvekkiline zarar verdiklerini belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000 TL alacağın davalı bankadan hükmen tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.06.2006 tarihli ıslah dilekçesiyle istemini (118.407.91) TL’ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, davacının parasının Efektifbank Off-Shore Ltd.’e havale edilmesi için talimat verdiğini, müvekkili bankanın talimatı yerine getirmiş olmakla davacıya karşı her hangi bir yükümlülüğünün kalmadığını, davacının off-shore bankası hakkında aldığı aciz belgesinin olmayıp, yetersiz incelemeye dayalı olduğunu, varsa kanuna karşı hile yapanın müvekkili olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının alacağını off shore bankasından tahsil imkanı bulunmadığı, davalı banka personelinin müşterileri off shorede hesap açmaları için yönlendirdiğini, davacının parasının fiilen KKTC'ne gönderilmediği, davalı bankaca bir kısım şirketlere verilen kredilerde kullanıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf hükmü temyiz etmiş ise de, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı TMSF vekilinin tüm temyiz itirazlarını reddi ile asıl davaya yönelik hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13133, K. 2013/16934, 27 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama