KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1325 E., 2011/5006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.12.2008 gün ve 2008/305-2008/540 sayılı kararı onayan Daire’nin 08.11.2010 gün ve 2009/5921-2010/11418 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1961 yılında kurulduğunu, “ETİ” markasının bu tarihte müvekkili adına tescil edildiğini, anılan ibarenin daha sonra da müvekkilince çeşitli sınıflarda marka olarak tescil ettirildiğini, markanın WIPO nezdinde de 23.02.2000 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin markasının tüm dünyada tanınmış marka olmasına rağmen davalılardan Musa'nın “ETO” ibaresini 2001 yılında 35/10. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının markası ile müvekkilini markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, diğer davalının “ETO” ibaresini ticaret unvanında baskın şekilde kullandığını,
müvekkilinin markasının tanınmış marka olması nedeniyle tüm sınıflarda korumadan yararlanacağını, davalıların müvekkilinin tanınmış markasını kullanarak haksız yarar sağladıklarını, davalı şirketin eyleminin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli “ETO” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı şirket unvanındaki “ETO” ibaresinin terkinine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, “ETO” ibaresinin müvekkilinin soyadı olduğunu, müvekkilinin 1955 yılından beri “ETO” markası ile Bursa'da faaliyet gösterdiğini, 1970 yılından itibaren de bu isimle ayakkabı satış mağazası açtığını, 556 sayılı KHK 12. maddesine göre, müvekkilinin soyadını marka olarak kullanmasının önlenemeyeceğini, müvekkilinin anılan ibareyi 1985 yılında 18,25. sınıflarda, 2001 yılında ise 35.sınıfta marka olarak tescil ettirdiğini, markalar arasında karıştırma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının “ETİ” markasının tanınmış olduğu, 556 sayılı KHK 42. maddesine göre tanınmış markanın bütün sınıflarda korunacağı, davalı ...'nın marka olarak tescil ettirdiği, diğer davalının ticaret unvanında kullandığı “ETO” ibaresinin davacı markası ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı markasının iltibas teşkil ettiği anlaşılmakla birlikte davalı ...'nın kullanımının anılan KHK' nun 12. maddesine, davalı şirket unvanında kullanılan ibarenin de TTK' nun 43. ve 47. maddelerine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair tesis ettiği karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine,
mahkemenin 556 sayılı KHK’ nun 12. maddesine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı, markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıklarının sabit olduğu, bu gerekçeyle davanın reddi gerektiğinden bahisle değişik gerekçe ile Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1325, K. 2011/5006, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama