KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13252 E., 2013/21457 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
721 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.05.2011 tarih ve 2005/339-2011/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı nezdinde hırsızlık rizikolarına karşı teminat altına alındığını, 15.12.2003 tarihinde meydana gelen hırsızlık sonucu oluşan hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia etti miktarda malın çalınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının işyerinden çalınan mal bedelinin 109.477,23 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının iptali ile %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı tazminat için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat etmesi gerekmektedir. Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır. Özellikle ticarethanelerde ticari defterler, fatura, irsaliye gibi belgeler ve diğer kanıtlarla ispat külfeti yerine getirilmelidir.
Ayrıca, çalınan emtiaların değeri de hırsızlık sigortası genel şartlarının B.4. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleşmesinden bir önceki iş günü piyasa alım fiyatının esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, sigorta ettirenin olayın hemen sonrasında işyerinde bulunan mallarının mevcudiyetini mahkemece veya zabıtaca veyahut sigorta
şirketine tespit ettirmek gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Buna rağmen, işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu zararın ne olduğunun belirlenmesi için hırsızlık öncesi işyerindeki mal mevcudunun ve hırsızlık sonrası işyerinde kalan mal mevcudunun ne olduğunun da bilinmesi gerekmektedir.
Somut olayda, oto yedek parça alım-satım işi yapılan davacıya ait işyerinde 15.12.2003 tarihinde hırsızlık meydana geldiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık mevcut olmayıp, uyuşmazlık, hırsızlık sonucu davacıya ait işyerinde oluşan zararın miktarı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, hırsızlık sonucu oluşan zararın tesbiti için 4 ayrı bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve her bir bilirkişi heyeti zarar miktarını farklı olarak hesaplamış olduğu halde mahkemece, davacının çalındığını iddia ettiği mallara ilişkin sunmuş olduğu liste üzerinde hesaplama yapan son bilirkişi heyeti raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, zararın miktarının ne olduğunu ispatlamakla yükümlü olan davacının bir kısım defterlerinin açılış noter tasdiklerinin mevcut olduğu ancak kapanış tasdiklerinin mevcut olmadığı, bu defterlerde çalınan mal bedelinin 57.130,00 TL ile 58.882,00 TL arasında değiştiği ve davacının 3 ayrı işyeri için tek defter tutulduğu, her bir işyeri için ayrı ayrı defter tutulmadığından 3 işyeri için alınan ve satılan malların kayıtlarının bu defterlerde tutulduğu, dolayısı ile hırsızlığın meydana geldiği işyerinde çalınan mal miktarının ne olduğunun belirlenemediği, 09.04.2009 tarihli bilirkişi raporunda ise işyerinin kapasitesine göre çalınan mal bedelinin 5.645,00 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davacıya ait defterlerin 3 ayrı işyerine ait olması ve usulüne uygun tutulmamış olması nedeniyle zararın belirlenmesinde esas alınamayacağı, buna göre hırsızlık sonucu işyerinde kalan mal mevcudunun da ne olduğuna ilişkin davacının yeterli delil sunmadığı gözönüne alındığında olay sonrası işyerinde inceleme yapan ekspertiz tarafından hazırlanan raporda işyerinde bulunan rafların %26’sının boş ve kalan mal mevcudunun 20.889,00 TL olduğu belirlenmiş olmakla,
ekspertiz raporu ve işyeri kapasitesine göre hırsızlık sonucu davacıya ait işyerinde bulunabilecek mal mevcudu belirlenerek zararın gerçek miktarının belirlenmeye çalışılması ve gerektiğinde BK’nın 42. maddesi hükmü de değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Ayıca, alacağın likit bulunmadığı, tazmini nitelikte olduğu dikkate alınmadan icra inkar tazminatına hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13252, K. 2013/21457, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama