KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13312 E., 2013/15938 K.·(Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret (Kadıköy 4. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 28.04.2011 tarih ve 2009/89-2011/227 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.09.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait işletmenin müşteri portföyü ve kesinleşmiş siparişleri de kapsayacak şekilde 80.000,00 TL bedel ile müvekkiline devredileceği hususlarında tarafların anlaştıklarını, müvekkilince anılan bedelin 50.000,00 TL’lik kısmının davalıya elden teslim edildiğini, 20.000,00 TL’lik kısmın ise kredi kartı ile ödendiğini, bakiye 10.000,00 TL’lik kısım için davalıya bono verildiğini, ancak davalı tarafından işletmenin müşteri portföyü ile kesinleşmiş siparişlerinin müvekkiline teslim edilmediğini, davalının müvekkilini yanıltarak sözleşme yapmasına neden olduğunu ileri sürerek,
hile nedeniyle sözleşmenin iptalini, davalıya ödenen 70.000,00 TL’nin, 1.000,00 TL maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, 10.000,00 TL’lik bono nedeniyle borçlu olunmadığının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile 30.000,00 TL karşılığında işletmenin devrinin kararlaştırıldığını, müşteri portföyü ve kesinleşmiş siparişlerin devredileceğinin kararlaştırılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında, davalının işyerindeki bazı demirbaşlar ile tekstil ürünlerinin satımını kapsayan sözleşme ilişkisinin kurulduğu, davacının “müşteri portföyü ve kesinleşmiş siparişlerin devrinin” de sözleşme kapsamında olduğunu ve bu sözleşme ilişkisi kapsamında davalıya 50.000,00 TL elden ödeme yaptığı hususlarının, dolayısı ile hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hile iddiasına dayalı işletmenin devri sözleşmesinin iptali ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı tarafından iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
818 sayılı BK’nın 23 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşme yapılırken oluşan irade bozukluğuna ilişkin iddiaların yazılı belge olmasa bile tanıkla ve her türlü delille ispat edilmesi mümkündür. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusu olup, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması da hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla kullanılabilir.
Somut olayda, mahkemece, davacının tanıkları dinlendiği halde, tanık beyanlarına neden itibar edilmediği karar gerekçesinde açıklanmadığı gibi, davalıya ait banka hesabına yatan paranın gün, dakika ve miktarına kadar davacı tarafından bilinmesi ve davacının eşinin davalının hesabının bulunduğu bankaya 22.10.2008 tarihinde 28.000,00 TL havale yapmasından birkaç dakika sonra davalı tarafından 40.000,00 TL ile vadeli hesap açılması ve bu hesaptaki paranın davalı tanığının beyanına göre davalının ihtiyacı nedeniyle kendisi tarafından borç verilen 45.000,00 TL ile açıldığı,
buna göre borç olarak alınan para ile vadeli hesap açılmasının ve tüm bu olguların hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13312, K. 2013/15938, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama