KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13584 E., 2012/19690 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/04/2011 tarih ve 2010/282-2011/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 25.12.2007 tarihinde yapılan son genel kurul toplantısında müvekkilinin yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak seçildiğini, davalı şirketin diğer ortaklarından ... ve ...’ün şirket yönetimini ele geçirmek amacıyla yetkisi olmayan ve görev süresi 25.12.2008 tarihinde sona eren murakıp eliyle 16.09.2010 tarihinde bir genel kurul tertiplediklerini, bu hususta yapılan itirazın hükümet komiseri tarafından göz ardı edilerek toplantının yaptırıldığını, yetkisiz murakıbın genel kurulu toplamak amacıyla yaptığı tebligat ve ticaret sicil gazetesi ilanının hukuka aykırı olduğunu,
toplantının yapılacağı gün müvekkilinin, diğer ortaklardan ...’ün saldırısına uğradığını ve kolunun kırıldığını, müvekkilinin can güvenliğinin olmaması ve hastanede olması nedeniyle toplantıya katılamadığını ileri sürerek, davalı şirketin son genel kurul toplantısının iptaline, aksi takdirde alınan kararların gündem dışı, kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olması sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan genel kurul toplantısı ve alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu, yönetim kurulunda görev yapan üyelerden genel kurulu toplamak için karar çıkmadığını, murakıp ...’ın yerine yeni bir murakıp seçilinceye ve ilk genel kurula kadar şirketi organsız bırakmamak ve görevi icabı genel kurula denetim raporunu verebilmek için kurala uygun, yeni üyelerin seçilmesine yönelik ve var olan murakıp göreviyle sınırlı olacak şekilde görevine devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, kardeş olan şirket ortakları arasında anlaşmazlık çıktığı, anlaşmazlığın şirkete yeni bir yönetimin seçilmesi noktasına kadar gittiği ve davacının genel kurul toplantısına katılmadığı, davacının toplantıya katılmamasını gerektirecek herhangi bir güvenlik riskinin tespit edilemediği, davacının toplantı başlayıncaya kadar salonda hazır bulunduğu, toplantının başlaması üzerine salonu terk ettiği, davacı ile kardeşi ... arasında yaşanan kavga olayının sabah saatlerinde olmasına rağmen davacının doğrudan resmi makamlara müracaat etmediği, hastaneye müracaatında dahi kavgadan söz etmediği,
şirket genel kurulu toplantı saatinden sonra jandarmaya başvurarak şikayetçi olduğu, karakoldaki ifade saatinin 16.40 civarı olduğu ve bu durumun davacının karakola müracaatının genel kurula katılamayışına gerekçe olmak üzere yapıldığı izlenimini doğurduğu, davacının genel kurul toplantısına katılmasının fiili saldırılarla engellendiği veya can güvenliğinin bulunmadığı yönündeki iddiaların varit görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmamış ve alınan kararlara muhalefet şerhi koymamış olması nedeniyle dava hakkı bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13584, K. 2012/19690, 3 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama