KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1384 E., 2012/9741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2010 tarih ve 2007/401-2010/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 07.05.2001 tarihli oda tahsis grup sözleşmesi ile müvekkilince işletilen otelde davalı adına 50 adet odanın tahsis edildiğini, sözleşmenin oda rezervasyon iptal ücreti başlıklı maddesine göre, otelde konaklayacakların varış tarihi olan 24.06.2001 tarihinden en az 29 gün öncesinden iptal edilen rezervasyonların bedellerinin tümünün ödenmesi gerektiğini, davalı yanın 19 adet oda rezervasyonunu 30.05.2001 tarihinde iptal ettiğini, bu iptalin münferit iptal niteliğinde olmadığını, ancak, davalının sözleşme gereğince iptal ettiği rezervasyon konusu oda bedellerini ödemediğini ileri sürerek,
68.253 USD ve dava tarihine kadar işlemiş faizi olan 3.071 TL olmak üzere toplam 71.324 USD'nin, USD'ne ödenen en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı sözleşme maddesinin geçersiz olduğunu, zira sözleşmenin 3. maddesi gereğince otele varış tarihinden 60 gün önce yapılacak iptallerin bedelsiz olduğunun belirtildiğini, oysa sözleşme tarihi ile varış tarihi arasında 60 günlük süre olmadığını, sözleşmenin imzası tarihinde bedelsiz iptal için gereken edimin ifasının imkansız olduğunu, davacı yanın müvekkiline gönderdiği yazı ile de 30.05.2001 tarihine kadar sözleşmeye ilişkin son değişikliklerin yapılmasının istendiğini, buna göre de müvekkilinin 30.05.2001 tarihinde rezervasyon iptali yaptığını, somut olayda grup iptalinin söz konusu olmadığını,
münferit iptallerinde varış tarihinden en az 7 gün önce yapılması durumunda ücrete tabi olduğunu, grup iptalinin ancak 50 odanın tamamının iptali halinde söz konusu olabileceğini, münferit iptalin ise sözleşmede öngörülen sürede yapıldığından ücret isteminin yersiz olduğunu, kaldı ki davacının iptal edilen odaları başka müşterilere sattığını ve zararı bulunmadığını, temerrütlerinin oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafça rezervasyonu iptal edilen 19 odanın fiilen 5 gün boş kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.064 USD'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, taraflar arasında düzenlenen grup oda tahsis sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Söz konusu sözleşme ile davalı şirketin davacıya ait oteldeki 25 adet superior deniz manzaralı odayı 420 USD+KDV, 25 adet deluxe ve grand deluxe odayı ise 600 USD+KDV ücretle rezerve ettiği, daha sonra ise 19 adet deluxe odaya ilişkin rezervasyonun iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin 29.09.2006 tarihli 2006/8619-9524 sayılı bozma ilamında, davacının rezervasyonu iptal edilen 19 adet oda ücretinin tümünü isteyebileceği, ancak rezervasyonu iptal edilen odaların başka müşterilere satılmış olması halinde davacının zararı doğmamış olacağından bu hususun tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece ise yalnızca 19 odanın tamamının boş kaldığı günler dikkate alınarak ve bu odaların deluxe oda mı yoksa superior oda mı olduğu da belirlenmeksizin hesaplama yapılan 12.05.2010 tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamış, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Bu itibarla mahkemece, davacı vekilinin hükme esas tutulan bilirkişi raporuna yaptığı ciddi itirazlar da karşılanmak suretiyle yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1384, K. 2012/9741, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama