KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14004 E., 2012/16917 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.04.2011 tarih ve 2009/656-2011/121 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.10.2012 günü hazır bulunan davacılardan ... vekili Av. ... ile davalı ...... vekili Av. ... ve diğer mirasçılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ... ve ...’ün dava dışı anonim şirketin hem hissedarları hem de yönetim kurulu üyesi, diğer müvekkillerinin de hissedarı olduklarını, davalıların ise, yönetim kurulu üyesi bulunduklarını, anonim şirketin %60 hissesinin Mermer ailesine, %30 hissesinin Çetinsaya Ailesine ve %10 hissesinin ise, Özkök Ailesine ait olduğunu, 6 üyeli yönetim kurulunda sayısal çoğunluğun Mermer Ailesine ait bulunduğunu,
dava dışı şirketin otobüs işletmesinin zarar etmesine ve araçların elden çıkarılmasına karar verilmesine rağmen davalı yöneticilerin hiç gereği yokken kendilerinin hakim hissedarı oldukları şirketten 4 ayrı otobüsü rayiç bedellerinin üzerinden satın aldıklarını, ayrıca araçların park edilmesi için şirketin kendi taşınmazları bulunmasına karşın yine hakim hissedarları oldukları başka bir şirkete rayicin üzerinde tamirhane ve park kirası ödediklerini, kendi hissedarları oldukları iki ayrı finansal kiralama şirketine 24 taksitle ödenmesi gereken şirket borçlarını sözleşmeye aykırı şekilde bir defada ödeme yaparak zarara uğrattıklarını,
noter giderlerini de fahiş gösterdiklerini, şirket kayıtlarında fazladan ödeme yaptıklarını, araçlara usulsüz yakıt aldıklarını, şirket adına çıkarılan dergide yayınlanan ve davalılara ait şirkete ilişkin olan reklam bedelini tahsil etmediklerini ileri sürerek, toplam 638.033.712.-463 TL’nın faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı Baymer Tur A.Ş’ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı ... ve ...’ün yönetim kurulu üyeleri olduklarını, aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığını, müvekkillerinin ibra edildiklerini, iddiaların yerinde olmadığını, müvekkillerinin kasıt ve kusurlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davacı ... dışındaki davacıların davalarından feragat ettikleri, davaya feragat etmeyen davacı yönünden devam edildiği, tarafların dava dışı anonim şirkete hissedar oldukları, davalıların yönetim kurulu üyesi bulundukları, davacı ...’nın dolaylı zararı talep ettiği, hükmolunacak tazminatın şirkete verileceği, anılan dönemde davalıların ibra edilmiş olmalarının kendilerini sorumluluktan kurtaramayacağı, tarafların ortak olduğu şirket ile davalıların ortak bulunduğu dava dışı finansal kiralama şirketi arasında finansal kiralama sözleşmeleri imzalandığı,
taksitle ödeme varken peşin ödeme yapıldığı, bu nedenle tarafların ortak olduğu şirketin zarara uğradığı, aynı sözleşmeler nedeniyle fazladan noter masrafı ödemesi yapıldığı, yine tarafların ortak olduğu şirkete davalıların ortak olduğu şirketten 4 ayrı otobüs alındığı, rayicin çok üzerinde bir bedel ile alım yapıldığı,
diğer zarar kalemlerinin ispat edilemediği gerekçesiyle davacı ....tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, fazladan ödenen noter gideri 800.00 TL, finansal kiralama bedelinin erken ödenmesinden dolayı 7.677.18 TL ve otobüs alımı nedeniyle 250.000.00 TL olmak üzere toplam 258.477.18 TL’nın davalılardan müştereken alınarak dava dışı Baymer Tur. A.Ş’ye ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, tarafların hissedarı bulundukları anonim şirketin yöneticileri olan davalıların eylem ve işlemleri ile şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı, tazminat istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 294 ve devamı (Mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır.
Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline verilmesine ve gerekçede de davalıların müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmesine rağmen gerekçeli kararda, kısa karara aykırı olarak ve gerekçe kısmıyla çelişki doğacak şekilde tazminatın davalılardan müştereken tahsili yönünde hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, hüküm ile gerekçenin çelişik olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14004, K. 2012/16917, 30 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama