KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14124 E., 2013/18231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/07/2011 tarih ve 2006/176-2011/318 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalılardan ... vekili Av. ......ve diğer davalılardan ..., ..., ...,... ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ... Holding'in yöneticileri olan davalıların el ve işbirliği içerisinde binlerce mağdur gibi gerçeğe aykırı beyanlarla müvekkilini de dolandırdıklarını, davacının davalılara inanarak 150.000 Mark'ını davalı ... aracılığı ile anılan holdinge yatırdığını, daha sonra parasını almak isteyen müvekkilinin uzun süre oyalandığını, davalıların nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum da olduklarını ileri sürerek, 130.000,00 YTL.nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri ve davalılar, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında hukuki ilişkinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, çekişmenin davacının zararının miktarına yönelik olduğu, bu iddianın davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, bu konuda 12/06/1997 tarihli davacı ile holding yetkilisi davalı ... arasında yapılan ortaklık sözleşmesi dışında davacının davalıların yöneticiliğini yaptığı ...
Holding'e 150.000 Alman Markı yatırdığına ilişkin yazılı bir belgenin ibraz edilmediği, bu belgenin 150.000 Mark ödendiği hususunda yeterli delil sayılmayacağı,davacının anılan holdingde 6584 adet hissesinin bulunduğu, ibraz edilen her kuponun değerinin 500.000 TL (0,5 TL) olduğu, buna göre 6584 hissenin değerinin 3.292.000.000 TL (3.292,00 TL) olduğu gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının dava dışı şirkete ortak olduğunun savunulması karşısında davanın dayanağı da gözetilerek artık zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin TMK.nun 2 nci maddesi düzenlemesine açıkça aykırı görülmesine göre, davalılardan ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, dava dışı şirket yöneticilerine karşı haksız eylem hukuksal nedenine dayalı açılan tazminat alacağı istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçelerle davacının tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacı vekilince müvekkilinin 750 hisse karşılığı ödeme yaptığı iddia edilmiş, 12.06.1997 tarihli geçersiz ortaklık sözleşmesinin 5 nci maddesinde ise "..Hisse rayiç devir bedelinin 200-DM-veya 10 gr 24 ayar külçe altının değeri olduğu " belirtilmiş olup, esasen davacı tarafın iddia ettiği dava konusu tazminat miktarına davalılarca açıkça karşı da çıkılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece,davacının dava konusu tazminat isteminin yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ele alınıp tayin ve tadir edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14124, K. 2013/18231, 11 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama