KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14166 E., 2011/17263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ümraniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/06/2009 tarih ve 2006/488-2009/269 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının kullandığı belediye otobüsüne binmek isterken sürücünün aracı hareket ettirmesi ile yere düştüğünü ve otobüsün bacaklarının üzerinden geçmesi nedeniyle yaralandığını ileri sürerek, 10.000 TL manevi tazminatın davalılar İETT Genel Müdürlüğü ve ..., 10.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL tedavi giderinin tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 49.803,64 TL’na yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, araç sürücüsü olan davalı ...’ın olay nedeniyle 6/8 oranında kusurlu olduğu, davacının maddi zararının 49.803,64 TL, tedavi giderlerinin ise 6.814,39 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 49.803,64 TL maddi tazminat ve 6.814,39 TL tedavi giderinin tüm davalılardan, 4.000 TL manevi tazminatın ise davalılar İETT Genel Müdürlüğü ve sürücü ... tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı İETT Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı ... vekili tarafından 1086 Sayılı HUMK’nun 434. maddesi gereğince temyiz harcının 7 gün içinde yatırılması ihtarına rağmen davalı tarafça temyiz harcının yatırılmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı İETT vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları gözönünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat, davacının olaydan etkileniş derecesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne ve somut olayın özelliklerine uygun düşmemekte ve az olup, davacı yönünden daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı lehine daha makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yukarıda açıklanan şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14166, K. 2011/17263, 19 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama