KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14258 E., 2012/21505 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/05/2011 tarih ve 2008/14-2011/408 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı keşideci tarafından keşide edilen muhatabı davalı banka olan 06.07.2007 keşide tarihli, 9.582.00 TL bedelli çekin, davalı bankadan çeklerin ödendiği bilgisinin alınması üzerine müvekkilince mal karşılığı olarak aldığını, ancak çekin ibrazı ile karşılığının olmadığının görüldüğünü, yasal yollara müracaat etmek için davalıdan keşidecinin adresinin alındığını, yapılan araştırmada çek sahibinin bankaya vermiş olduğu ikametgah senedinin ve adresinin sahte, kimlikteki fotoğraf ile kimlik bilgilerinin ise farklı kişilere ait olduğu bilgisine ulaşıldığını, bu nedenle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini,
çek hesabı açılırken başvurana ait belgelerin doğruluğunun davalı tarafından araştırılmadığını, zararın ödenilmesi için davalıya keşide edilen 20.07.2007 tarihli ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, uğranılan 9.582.00 TL zararın temerrüt tarihi olan 24.07.2007 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu çekin zamanaşımına uğradığını, kambiyo vasfını yitirdiğini, bu nedenle bu çek nedeniyle çek yaprağına dayalı olarak tazminat talep edilemeyeceğini, öte yandan müvekkili bankaya müracaat edilebilmesi için öncelikle bir zararın meydana gelmiş olması ve bu nedenle çek borçluları hakkında takip yapılarak acizlerinin saptanmasının gerektiğini, müvekkilinin usulsüz bir işleminin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı keşideci aleyhine yapılan icra takibinin kesinleşmediği, bankanın sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için öncelikle asıl borçlunun takip edilmesi ve tüm yasal girişimlere rağmen çek bedelinin tahsil edilememiş olmasının gerektiği, dava tarihi itibarı ile takibin asıl borçlunun adresinin tahkiki aşamasında bulunduğundan, takibin semeresiz kaldığından söz edilemeyeceği, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre sonuçlandırılacağı, dava konusu çekte davacıdan önce üç tane daha ciranta bulunduğu, çek bedelinden bu kişilerin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, bu kişiler aleyhine herhangi bir takibin yapılmadan, doğrudan davalı bankaya müracaat edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasen emrine çek keşide edilen davacı hamilin, kendinden önce cirantaların bulunmaması nedeniyle ancak keşideciye başvurabileceğinden mahkemenin davacının diğer üç cirantaya da takip yapması gerektiğine ilişkin gerekçesi doğru değil ise de, keşideci hakkındaki takibin henüz işlem görüyor olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14258, K. 2012/21505, 21 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama