KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14876 E., 2012/20528 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/05/2011 tarih ve 2009/239-2011/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "MİS" esas unsurlu pek çok markanın sahibi olduğunu ve bu markaların tanınmış olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “ERMİS+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, 2008/12645 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK. tarafından reddedildiğini, oysa;
başvurunun gerek görsel, gerek işitsel ve fonetik açıdan benzediğini ve ortalama tüketici kitlesi tarafından karıştırılacağını, davalı markasındaki şekil unsurunun markaları farklılaştırmadığını, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, TPE. YİDK'nun 2009-M-3755 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde 2008/12645 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE. vekili, davalı başvuru ile davacı markaları arasında işaret ve kapsamlarındaki mal/hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini, kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirket tarafından tescili talep edilen “ERMİS” ibaresinin davacının iddialarının aksine, davacıya ait markalardan farklı olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, MİS sözcüğünün ayırt edici özelliğinin bulunmadığını ve karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kazanılmış hak iddiasına konu markalarından 28.01.1994 başvuru tarihli ve 150840 sayılı "Ermis Salça-Konserve" ibareli markasının 29 ve 30.sınıfları kapsadığı.
17.02.2004 başvuru tarihli ve 2004/03129 sayılı "ermis" ibareli markasının ise 29/01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12; 30/01, 02, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 11, 12, 14. sınıf ve alt gruplar ile 32. sınıfın tamamını kapsadığı; kazanılmış hak iddiasına konu bu 150840 ve 2004 03129 tescil no.lu markaların hükümsüzlüğü talebi ile 13.05.2008 tarihinde davacı tarafından Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açıldığı, mahkemenin 2008/261 esas sayılı dosyası ile görülen davanın 31.03.2009 tarihinde "açılmamış sayılmasına” karar verildiği;
davanın açıldığı tarihte davalının önceki marka tescilleri bakımından taraflar arasında çekişme bulunmadığı, davalının önceki markalarının asli unsurunun "ERMİS" ibaresi olduğu ve dava konusu başvuruda bu asli unsurun korunduğu, dolayısıyla önceki markaların işletme ile bağlantısının devam ettiği; başvurunun asıl unsurunun önceki markalar ile aynı olduğu; bunun gibi davalının başvurusu kapsamında yer alan çekişmeli tüm mallar kazanılmış hakka dayanak markalarının kapsamında da yer aldığı; buna göre, davalının dava konusu ERMİS markasının emtia listesindeki tüm mallar açısından önceki tarihli 2004/03129 sayılı ERMİS markası nedeniyle.
29. sınıfta yer alan "salça ve konserve" emtiası bakımından ise 150840 tescil sayılı "ERMİS" markasının kazanılmış hak teşkil ettiği ve KHK'nın 8/1-b bendi anlamında iltibas bulunmadığı yönünde işaretler bakımından bilirkişi raporunda ve YİDK kararında ortaya konulan görüşün sonuca etkisinin bulunmadığı; zira davalının önceki tarihli markaları nedeniyle başvurunun kapsamındaki tüm mallar yönünden müktesep hakkının olduğu, bu nedenle KHK'nın 8/1-b bendinde belirlenen nisbi tescil engelinin somut olayda gerçekleşmediği ve YİDK kararının sonucu itibariyle isabetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14876, K. 2012/20528, 12 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama