KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14977 E., 2012/9276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.06.2010 tarih ve 2008/199-2010/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin petrol ve petrol ürünleri satışı faaliyetinde bulunduğunu, ... isimli şahsın müvekkili şirkete gelerek, Güven Gıda Nak. Amb. Malz. Paz.
Tic. adlı firmasının olduğunu, toptan gıda dağıtımı işi yaptığını, bu nedenle sıkça akaryakıta ihtiyaç duyduklarını, veresiye almak istediğini, bedelini de çek veya senet ile ödeyeceğini belirttiğini, müvekkilinin bunun üzerine davalı bankayı arayarak çek hesabını sorduğunu ve davalı bankanın, firmanın banka ile herhangi bir sorununun olmadığını ve çeklerinin ödendiğini bildirdiğini, müvekkilinin gerekli araştırmaları yaparak ... ile kredili satış sözleşmesi imzaladığını ve onun bildirdiği araçlara akaryakıt verdiğini, borca karşılık ...'nın 23/09/2005 keşide tarihli 25.000 TL bedelli davalı bankaya ait çeki verdiğini,
ancak 30/09/2005 tarihinde bankaya ibraz edildiğinde, çek hesabının sahte evraklar tanzim edilerek açılmış olması nedeniyle çek hakkında işlem yapılamadığını, müvekkilinin ... hakkında takip yaptığını ancak takip sonuçsuz kalmakla, borçlu hakkında borç ödemeden aciz vesikası alındığını, sahte evraklar kullanılarak çek karnesi alınması ve bu çeklerin karşılıksız çıkması durumunda asıl faille birlikte muhatap bankanın da sorumluluğu olacağını ileri sürerek 25.000 TL alacağın keşide tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... isimli şahsın bankaya müracaatı üzerine kendisine çek hesabı açılarak çek karnesi verildiğini, kimlik numarası sorgulanarak kimlik bilgilerinin teyidinin alındığını, vergi levhası ve faaliyet belgesinin aslı görülerek fotokopilerinin müvekkili bankaca alındığını, ikametgah ve imza beyannamesinin alındığını, bu şahsın hayali bir şahıs olmadığını, müvekkili bankanın üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın dava dışı ... isimli şahsa çek hesabı açtığı ve çek karnesi verdiği, ancak bu kişinin bir başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığı, yine adres itibariyle de farklı adresler bildirdiği, bankanın basit bir araştırma ile beyan edilen adreste bu
tür bir işletmenin olmadığını tespit edecek konumda olup, bu itibarla çek karnesi verirken 3160 sayılı Yasa'nın 1/2.2 ve TTK'nun 20/2 maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermediği, bu sebeple kusurlu olduğu, davacının da borçlunun ödeme kabiliyetini araştırması gerektiği, bu sebeple müterafik kusurlu olduğu, her iki tarafın %50- %50 oranında kusurlu bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 12.500 TL'nin davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14977, K. 2012/9276, 30 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama