KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14981 E., 2013/17650 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/09/2011 tarih ve 2011/182-2011/415 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...’ın davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası ... aracılığıyla yaptığını, bu şahsın usulsüzlükleri sonucunda davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faizi ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu, müvekkilinin murisinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek, 50.000 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile toplam talebini 129.378,67 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın on yıllık zaman aşımına uğradığını davacının herhangi bir zararının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 17/06/2010 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda; dosyada mevcut bilirkişi raporu kapsamında, davalının temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içerisinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listelere göre değerlendirme yapılarak munzam zarar bedelinin hesaplandığı ve söz konusu raporun dosya ve oluşa uygun olduğu gerekçesiyle,
davanın kabulü ile 129,178,67 TL munzam zarar bedelinin 50.000 TL’lik kısmının dava, tarihinden geri kalan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Dava, davacının murisinin davalı banka nezdinde ki hesabında davalı banka görevlisi tarafından yapılan oynamalar sebebiyle uğranılan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin murisi ...’ın davalı bankada vadeli repo ve mevduat hesaplarının bulunduğunu, işlemlerini banka çalışanı olan uzaktan akrabası ... aracılığıyla yaptığını, bu şahsın usulsüzlükleri sonucunda davalı aleyhine davalar açıldığını, kararların kesinleştiğini, ilamların icra edildiğini ancak müvekkilinin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle faiz ile karşılanamayan munzam zararlarının bulunduğunu, müvekkilinin murisinin olayda 1/3 oranında kusurlu bulunması sebebiyle talep edilen tazminattan bu oranda indirim yapıldığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda,
davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davacı vekili tarafından bozma kararı öncesinde verilen ıslah dilekçesine karşı davalı vekili tarafından 04.08.2011 tarihli dilekçe ile zamanaşımı def’inde bulunulduğu anlaşılmakla, mahkemece davalının ıslah dilekçesine karşı sunduğu zamanaşımı def’i göz önünde bulundurulmak suretiyle yapılacak hesaplamaya göre davacının munzam zararının tayini gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14981, K. 2013/17650, 4 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama