KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15112 E., 2012/11571 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/07/2011 tarih ve 2004/582-2011/400 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka'da hesabı bulunduğunu, davalı ... ile ...'in müvekkiline ait nüfus cüzdanını alarak davalı muhtar ...'den kayıp ilmühaberi aldıklarını, sonradan davalı ...'nden sahte nüfus cüzdanı çıkarttıklarını, buradan da davalı Noter'den ... adına bankadan para çekme yetkisi de dahil olmak üzere davacı adına sahte vekaletname düzenlediklerini, ondan sonra vekaletname ile banka hesabından 10.677 TL çektiklerini, zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 10.677 TL'nın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan davalı muhtar ..., noter ... ve ... yönünden davadan feragat edilmiştir.
Davalı ... vekili, noter tarafından düzenlenmiş vekaletname uyarınca para ödediklerini, sorumlulukları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., ..., davalı ... vekili davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalılar ... ve Sülayman Nişancı hakkında mahkumiyet kararı verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, sahte vekaletname ile çekilen para dolayısıyla davalılar ..., ... ve Ziraat Bankası'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 10.677 TL'nın anılan davalılardan müteselsilen tahsiline, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ve ... temyiz etmiştir.
1-Davalı ...’nın temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalı ... vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Borçlar Kanunu'nun 147. madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağından alacaklının diğer borçlu yahut borçlular zararına, müteselsil borçlulardan birinin ya da birkaçının durumunu iyileştirmesi halinde, alacaklı bu fiilinin neticelerine şahsen tahammül etmek durumundadır.
Davacı yanca, müteselsil borçlulardan ..., ... ve ... yönünden davadan feragat edilmiştir. Haklarındaki davadan feragat edilenler, iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacının davalı ...’nda mevcut hesabından para çekilmesi için gerekli vasıtaların (sahte nüfus cüzdanı sureti, sahte nüfus cüzdanı ve sahte vekaletname tanzim edilmesi) tanzimi nedeniyle sorumlu tutulan kişi ve kurumlar olup haklarındaki davadan feragat nedeniyle bu kişi ve kuruluşların durumu iyileştirilirken davalı ...’nın iç ve dış ilişkideki durumu ağırlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının bir kısım davalılar hakkındaki davadan feragat eyleminin sorumluluğuna katlanması gerekmekte olup feragatten davalı ...’nın da yararlandırılması gerekmektedir.
Bir an için, aksinin kabulü halinde ise, tanzim edilen ve iğfal kabiliyeti bulunan belgeler ve özellikle hesaptan para çekmeye yetki tanındığı anlaşılan vekaletname nedeniyle illiyet bağının kesilmesinden ötürü davalı Banka’nın zarardan sorumlu tutulmaması gerekirken aksine düşünceyle sorumlu tutulması da kanımca yerinde değildir.
Tüm bu nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının anılan davalı lehine bozulması gerektiği kanısında olduğumdan çoğunluğun bu davalı hakkındaki hükmün onanması yolundaki görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15112, K. 2012/11571, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama