KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15473 E., 2012/20448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
718 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.06.2010 tarih ve 2007/604-2010/320 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığının davalı ile Aşti-Çayyolu l.Etap Raylı Sistem İnşaatı Müşavirlik ve Kontrolörlük Hizmetleri Sözleşmesini müşavir olarak 17.09.2002 tarihinde imzaladığını, 18.09.2002 tarihinde müşavirlik çalışmalarına başlanıldığını, davalının 20.01.2003 tarihli yazısıyla sözleşmenin 12.e maddesi gereğince %30 oranında iş artırımı yapılarak müşavirlik hizmetinin süresinin uzatıldığını, yine işin devamı süresinde 02.08.2004 tarihli yazı ile %12 iş artışı yapılarak sürenin 13.12.2004 tarihine uzatıldığını, bu süre kapsamında düzenlenen 26 adet hak edişin bedelinin müvekkillerine ödendiğini,
bu konuda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, 13.12.2004 tarihli yazı ile işin tamamlanmamış olması sebebiyle müşavirlik hizmetlerinin devam edecek yapım işleri ile geçici kabul ve kesin hesap dönemlerinin tamamlanmasını hedefleyecek şekilde iş artışı ve süre uzatımı talep edilmesine karşın herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkilinin müşavirlik hizmeti vermeye devam ettiğini, bu süre içerisinde devam çizelgelerinin EGO'ya her ay müşavir hakediş raporu ile birlikte sunulduğunu, müşavirlik hizmeti ile aylık ilerleme raporlarının düzenli olarak davalı EGO'ya gönderildiğini,
davalının tarafından gönderilen 03.08.2005 tarihli yazı ile "tamamlama işlerinin yürütülmesi için gerekli olan proje çalışmalarının tamamlanmış olması ve yapım çalışmalarına devam edilmemesi nedeniyle müşavirlik ve kontrolörlülük hizmetlerine ihtiyaç duyulmadığından" bahisle sözleşmenin 22/1 maddesi gereğince 03.08.2005 tarihi itibariyle işin askıya alındığının bildirildiğini, ancak müşavirlik hizmetlerinin 29.06.2006 tarihine kadar devam ettirildiğini, bu suretle 27-34'de kadar olan 8 adet hak ediş sebebiyle 330.569 USD.nin ödenmesinin talep edilmesine rağmen davalının istemin %30 üzerinde olması nedeniyle ödenemeyeceğini bildirdiğini,
müvekkili firmanın 13.12.2004 tarihiyle 03.08.2005 tarihi arasında ve sözleşmenin askıya alındığı tarihten 29.06.2006 tarihine kadar sözleşme dışı çalışma yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak koşuluyla 50.000,00 TL'nın 02.08.2007 tarihinden itibaren davalıdan avans faizi ile birlikte tahsilini istemiş,
11.06.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini artırarak 441.640,18 TL'nın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili Kurum müfettişlerince yapılan incelemeler sonucunda fazla ödemelerin tespit edildiğini, bu suretle müvekkilinin 648.647,78 TL alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketlerin oluşturduğu müşavirlik firmasının sözleşmeyle üstlendiği işi davalının iş artırımlarıyla 03.08.2005 tarihine kadar ifa ettiği, anılan günden sonraki çalışma iddiasının kanıtlanamadığı ve çalışılan sürenin sözleşmenin 12-e maddesindeki %30'luk artış içerisinde kaldığı, çalışılan sürenin sözleşme içinde kaldığı, sözleşmenin 19.2.2 maddesine göre ve taraflar arasındaki sözleşme eki olan genel maliyet tablosundaki çizelgeye göre genel giderler tutarının teknik personel giderlerinin %125 olarak kararlaştırıldığı, ilk 26 hakedişte belge aranmaksızın bu şekilde ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ortaklıkça davalıya sunulduğu iddia edilen sözleşme dışı müşavirlik hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, esasen davanın temel dayanağı taraflar arasında imzalanan 17.09.2002 tarihli Müşavirlik ve Kontrollük Hizmetleri Sözleşmesidir. Hüküm tarihindeki usul hukuku hükümleri uyarınca tahkim itirazı teknik anlamda bir itiraz değil, bir savunma (def’i) nedenidir. Savunma nedenleri de, kural olarak esasa cevap süresi içinde bildirilmelidir. Ne var ki, bu yönde bir savunma esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesine karşın, davacı HUMK’nun 202. maddesi gereğince savunmanın genişletilmesine muvafakatı olmadığını bildirmezse, mahkeme bu savunma nedenini açıkça değerlendirmelidir.
Somut olaya gelice; anılan sözleşmenin anlaşmazlıkların giderilmesi başlıklı 27 nci maddesi ".. Bu sözleşmenin uygulanması sürecinde idare ile müşavir arasında meydana gelebilecek anlaşmazlıklar için öncelikle "hakemlik" müessesesine başvurulacaktır...." hükmünü haiz olup, her ne kadar davalı tarafça tahkim itirazı esasa cevap süresi içinde ileri sürülmemişse de, gerek asıl gerekse ek bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçelerinde bu husus savunulmuş olup, davacı tarafça bu hususa açıkça karşı çıkılmamasına rağmen, mahkemece, bu savunma nedenine ilişkin olarak denetlemeye elverişli bir şekilde olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı vekilinin tahkim itirazı hakkında olumlu yada olumsuz hiç bir karar verilmeden doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin işin esasına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15473, K. 2012/20448, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama