KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15500 E., 2013/11169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/07/2011 tarih ve 2010/334-2011/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Vİ-KO ibareli tanınmış markaları bulunduğunu, davalının ise VICCO ibaresini tescil için başvurduğunu, yaptıkları itirazın kısmen reddedildiğini, oysa markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, tanınmışlıklarından haksız yarar sağlanacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Sportek Ayakkabı Dış Tic. Ltd. vekili, VICCO ibaresini 2001 yılından beri kullandıklarını, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu, benzer sınıflar yönünden YİDK kararının iptali gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, TPE YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davacı taraf başvuru konusu markanın kapsadığı “ aşındırıcı ürünler” yönünden de 2005/03194 sayılı VO şekil + aydınlık elinizde ibareli markasından dolayı öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının anılan markasının ayırt edici unsurunun daha ziyade alttaki aydınlık elinizde yazısı ile şekil unsuru olduğu, tüketicilerin bu ibareyi VİKO şeklinde algılamayacakları, dolayısıyla davalının VICCO ibareli markasıyla aralarında iltibas tehlikesi bulunmadığı kabul edilmiştir.
Oysa, Dairemizin yerleşik içtihatlarında benimsendiği üzere (2009/6848 E. ve 2011/6400 K. sayılı ilamı) markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.
Öte yandan da, karşılaştırma yapılırken markayı oluşturan işaretlerin baskın ve dikkat çekici unsuru ile birlikte ortalama tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenim dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, dava konusu VICCO ibaresi ile davacı adına tescilli 2005/03194 sayılı VO şekil + aydınlık elinizde ibareli markayı oluşturan işaret bir bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel olarak “V” harfi ile “O” harfi arasında yer alan şekil işareti bir bütün halinde davacı markası ile iltibasa yol açacak derecede benzer ve baskın unsuru oluşturacak şekilde VİKO olarak algılanmaktadır.
Mahkeme gerekçesinde geçen diğer "aydınlık elinizde ve trafik lambası" şeklinin ise yazılış şekli ve markanın tertip tarzı itibarıyla esas unsur olarak bu ibare kadar dikkat çekici ve tüketicinin hafızasında iz bırakan slogan ve şekil olarak ön planda olduğunun kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece davalının başvuru konusu markasında yer alan “aşındırıcı ürünler “yönünden davacının 2005/03194 sayılı markasının üstün hakkı bulunduğu kabul edilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15500, K. 2013/11169, 29 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama