KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15621 E., 2012/11334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2006/238 ESAS
Karar Metni
1.429 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/05/2008 tarih ve 2005/448-2008/259 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/06/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Göksel Denizcilik Tic. A.Ş. vekili Av. ...ile davalılardan ... vekili Av. ... ve davalı ...K. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ...'na ait işletmeyi 20 yıl süre ile kiraladığını, davalı ...'ın müvekkili şirketteki hisselerini devrettiği 01/12/2000 tarihinden üç gün önce düzenlediği 27/11/2000 tarihli tahliye taahhüdü ile 16/05/2003 tarihinde taşınmazın tahliyesini taahhüt ettiğini, davalı ...'in yönetim kurulu üyeliğine seçildiği 07/06/2000 tarihli genel kurul kararının da yoklukla malul olduğuna karar verilip kesinleştiğini,
22/11/2000 tarihli yönetim kurulu kararıyla şirket temsilcilerinin davacı şirket hisselerinin dava dışı Net Holding A.Ş.'ne veya temsilcilerine satılması dışında başka bir işlem yapmasının da yasaklandığını ileri sürerek, davalı ...'nun anılan tahliye taahhüdünden istifade edemeyeceğinin tespiti ile bu davalı yönünden tahliye taahhüdünün iptalini istemiş, 15/05/2006 tarihli ıslah dilekçesi ile bu taleplerine ek olarak,
07/06/2000 tarihli genel kurul kararlarının hükümsüz olduğunun tespitini, bu nedenle davalı ... hakkında düzenlenen 20/06/2000 tarihli imza sirkülerinin geçersiz olduğunun tespitini ve tahliye taahhüdünün iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı, ortağı bulunduğu asıl davanın davacısı şirketin 07/06/2000 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitini, 20/06/2000 tarihli ... tarafından düzenlenen imza sirkülerinin geçersiz olduğunun tespitini ve 27/11/2000 tarihli tahliye taahhüdünün iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar Türk Hava Kurumu ile ... vekilleri, derdestlik, kesin hüküm ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı ...'ün taraflar arasında görülen davalarda taraf olmaması nedeniyle derdestlik itirazının yerinde görülmediği, ancak 07/06/2000 tarihli genel kurul kararlarının hükümsüz sayılmasına karar verilip kesinleştiği, davacı şirket yönetim ve denetim kurulu üyeleri tarafından davalı ... ile ... aleyhine tahliye taahhüdünün iptali davalarının açıldığı ve yargılamanın halen devam ettiği, daha önce mahkemeye açılmış bir davanın bu kez değişik hukuki sebeplerle ve gerekçeyle fakat aynı sonucu amaçlar şekilde açılması halinde, ikinci davayı açmaktaki yararın hukuki olmaktan uzaklaşacağı,
somut uyuşmazlıkta da tahliye taahhüdünün iptali talebi yönünden aynı maddi vakıaların değişik hukuki sebeplerle ileri sürüldüğü, derdest davada mahkemenin maddi vakıayı, gösterilen hukuki sebeplerle bağlı kalmaksızın inceleyip sonuçlandıracağı, davalı ...'ün ise diğer davalı ...'nun genel başkanı olduğu, tüm işlemleri Kurum adına yapması karşısında pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı Yusuf hakkındaki asıl davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki asıl ve birleşen davaların ise yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacı temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen davalar, birleşen davanın davacısı ...’nın ortağı bulunduğu asıl davanın davacısı anonim şirketin, 07.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, davalı ... lehine verilen 27.11.2000 tarihli tahliye taahhüdünün iptali ile davalı ...’ın, asıl davanın davacısı anonim şirketi temsil yetkisine dair 20.06.2000 tarihli imza sirkülerinin geçersizliğinin tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle şu hususu belirtmek gerekir ki bir anonim şirketin genel kurul kararları aleyhine kimler tarafından, hangi nedenlere dayanılarak ve hangi şartlarda iptal davası açılabileceği, TTK.’nun 381 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, TTK.’nun sisteminde, bir anonim şirketin kendi genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti için, üstelik de ortağı olmayan kişi veya kurumları davalı göstermek suretiyle dava açmasını mümkün kılan bir yasa yolu bulunmamaktadır. Benzer durum, aynı gerçek ve tüzel kişileri davalı gösteren ve ... tarafından açılan birleşen dava için de geçerlidir.
Ayrıca asıl davanın davacısı Göksel Denizcilik A.Ş.’nin 07.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti için daha önce ... tarafından başka bir dava daha açılmış ve İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24.06.2004 tarih ve 2004/369 E-786 K. sayılı kararı ile anılan genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. Dolayısıyla 07.06.2000 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti, daha önce açılan başka bir dava ile sağlandığından, artık aynı genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti için tekrar dava yoluna başvurulmasında hukuki yararın bulunduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
Yine anılan genel kurul kararları yok hükmünde olduğuna göre, bu genel kurulda yönetim kurulu üyeliğine seçilen davalı ... için düzenlenen imza sirküleri de yok hükmündedir. Bu geçersizlik halinin tespiti için ise müstakil bir dava açmaya gerek bulunmayıp, anılan geçersizlik halinin, bu konuda açılacak herhangi bir davada, iddia veya savunma olarak ileri sürülebilmesi mümkündür. Dolayısıyla imza sirkülerinin iptali için açılan davada da hukuki yarar yoktur.
Son olarak gerek ...’ın gerekse Türk Hava Kurumu genel başkanı olan ...’ün, açılan asıl ve birleşen davalarda taraf olmalarını gerektiren bir husus bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan davalılar hakkındaki davaların da pasif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekmektedir.
Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekili ile birleşen davada davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi ile mahkemece davalılar ... ile ... hakkındaki asıl ve birleşen davaların reddine dair tesis edilen hükmün onanması gerekmiştir.
2- Mahkemece davalı ... aleyhine 27.11.2000 tarihli tahliye taahhüdünün iptali amacıyla açılan asıl ve birleşen davalar yönünden tesis edilen hüküm hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece bu konuda daha önce açılmış ve halen devam eden bir davanın bulunduğu, somut uyuşmazlıkta değişik hukuki sebeplere dayanılarak ve fakat aynı sonucu amaçlar şekilde yeni dava açıldığı, aynı maddi vakıaların değişik hukuki sebeplerle ileri sürülmesi halinde, ikinci davayı açmakta hukuki yararın bulunmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Oysa bu şekilde hüküm tesis edilmekle, somut uyuşmazlık konusu olan asıl ve birleşen davalar yönünden, maddi vakıalar (dava sebebi) ile hukuki sebepler kavramları birbiri ile karıştırılmış olmaktadır. Zira dava sebebi, davacının talep sonucunun dayanağı olan ve bu sonucu haklı göstermeye elverişli bulunan vakıalardır. Bu vakıalar örneğin maddi bir fiil veya hukuki bir işlem olabilir.
Hakim, davacının dava dilekçesinde göstermediği vakıaları kendiliğinden gözetemez ve onları hatırlatacak hallerde dahi bulunamaz (HUMK. 75. m.). Hukuki sebepler ise davacının talep sonucunu haklı göstermek için bildirmiş olduğu vakıaların hukuki niteliğidir. Örneğin dava dilekçesinde bildirilen bir vakıanın haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, eser sözleşmesi vs. olarak nitelendirilmesi gibi.
Hakim, tarafların bildirdikleri hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, tarafların bildirdiği vakıaların hukuki sebebini kendiliğinden araştırır ve belirler (HUMK. 76. m.). Buna göre ikinci davanın dayandığı vakıalar, ister ilk davadan önce isterse sonra doğmuş olsun, ilk davada ileri sürülmemiş ise, iki davanın sebepleri farklıdır. Bu durumda ikinci davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı söylenemez.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/900 E.-2004/357 K. (yeni 2010/221 E.-348 K.) sayılı dava dosyasında, davacı Göksel Denizcilik A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri tarafından, davalılar ... ve Türk Hava Kurumu aleyhine, kötü niyet ve yetki aşımı maddi vakıalarına (dava sebeplerine) dayanılarak 27.11.2000 tarihli tahliye taahhüdünün iptali ile sorumluluk davası açılmış, anılan dava ile birleşen ve davacı Göksel Denizcilik A.Ş.’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri tarafından,
davalı ... aleyhine açılan İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/1025 E. sayılı dava dosyasında ise iki taraflı hukuki muamele olduğu halde sadece Göksel Denizcilik A.Ş. adına ... tarafından imzalanması nedeniyle geçersiz bulunduğu dava sebebine dayanılarak, 27.11.2000 tarihli tahliye taahhüdünün iptali istenmiştir.
Somut uyuşmazlık konusu olan asıl ve birleşen davalarda ise bir önceki paragrafta belirtilen davalardan farklı olarak, tahliye taahhüdünü Göksel Denizcilik A.Ş. adına imzalayan davalı ...’ın yönetim kurulu üyeliğine seçildiği 07.06.2000 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olduğu, tahliye taahhüdünün de bu nedenle geçersiz bulunduğu maddi vakıasına dayanılmıştır. Dolayısıyla tüm bu davalarda dayanılan maddi vakıalar (dava sebepleri) farklı olup, mahkemeler dava dilekçesinde dayanılmayan maddi vakıaları kendiliğinden gözetemeyecektir. O halde işbu asıl ve birleşen davaların açılmasında da hukuki yarar vardır.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı ... aleyhine 27.11.2000 tarihli tahliye taahhüdünün iptali amacıyla açılan asıl ve birleşen davalar yönünden hukuki yararın bulunduğu kabul edilerek, daha önce açılan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/900 E.-2004/357 K. (yeni 2010/221 E.-348 K.) sayılı dava dosyasının neticesinin beklenmesi veya gerekirse her iki davanın birleştirilmesine karar verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle bu konudaki asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15621, K. 2012/11334, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama